Home MEKANA GÖRE Arjantin Arjantin – Uruguay; Buenos Aires’den Tigre ve Recoletta

Arjantin – Uruguay; Buenos Aires’den Tigre ve Recoletta

5

Eskimiş Tigre Treni17 Şubat 2014

Bir önceki günkü teyzenin tembihine uymadık ve trenle Tigre’ye gitmek üzere sabah ilk iş istasyona geldik. Arjantinlilerin yardım severliği sayesinde daha yiyecek bile alamadan kendimizi trende bulduk.

Tren kalabalık ve eski, Tigre’ye yaklaştıkça kalabalık azaldı. Ayakta durma yerlerinde kıç dayama oturakları vardı. Önce onlara yaslanarak ilerliyorduk, herhalde yarım saat kadar sonra artık yan yana normal oturur duruma geçmiştik, yolun kalan yarım saati daha konforlu idi. Varoşlardan geçen banliyö treninde insan çeşitliliği geniş, termosla dolaşıp sıcak içecek satan işportacılar da var.

Tigre Treninde kıç dayama yeri

Tigre DeltasıTurundanKasabanın ismi İngilizce bilenlere yabancı gelmeyecektir. 1820’de kasaba kurulurken, Avrupalıların bölgeye ilk geldikleri zamanda bölgede çokça kaplan ve jaguar avlamış olmalarından dolayı bu isim verilmiş. Parana nehrinin deltasının hemen yanında kurulmuş kasaba. Nehrin içerilerine doğru olan ticaret, özellikle sebze meyve ticareti nedeniyle önemli bir liman konumu almış. Puerto de Frutos günümüzde el işleri pazarına dönüştürülmüş. Bizi buraya asıl çeken ise deltada gerçekleşen tekne turları.

Puerto de Frutos

Önceliği açlığa verdik ve kasabanın merkezine daldık. Şurada mı yesek, burada mı derken yönümüzü Puerto de Frutos’a çevirdik ve limana ulaştık. Mekan son derece sevimli, iki katı aşmayan nehir kenarındaki dükkan ve restoranların hepsi bakımlı, fakat çoğu kapalı. Rıhtım uzantılarının birinin ucunda bir kafeye yerleşip “empanadas”ları alabildiğimizde saat 11 olmuştu (97 peso, kahvelerle).

Puerto de Frutos

Tigre'nin güzel evleriPuerto de Frutos hala pek hareketlenmemişti biz de kasabanın ara sokaklarından  tur teknelerinin kalktığı rıhtıma doğru yürüdük. Elimizdeki rehber kitap da bahsediyordu, kasabada insanların ikinci evleri var genelde, tatil için hafta sonları geldikleri. Sakin sokaklardaki sağlı sollu villalar birbirinden şık, keyif için yapıldıkları belli. Nehir ağzı olduğu için de doğa bonkör. Farklı mimarilerde nefis evler gördük, hepsinin pencereleri demirli idi (gerçi bizlerin yazlıklarda da durum çok farklı değil ya, kepenkli).

Parana Delta

Tigre deltasında ev

Tigre deltasından

Parana Delta, Tigre12:30 teknesine kişi başı 60 peso’ya bilet aldık, tekneyi beklerken de bir kahve molası verdik, notlarımızı aldık, bölge ile ilgili bilgileri okuduk. Tekne turunun gerçekleştirildiği delta 10 bin metrekareden geniş bir alan. Kanallar, nehirler ve sayısız adadan oluşuyor. Delta arasında kalan bu adalar bölgedeki ikinci evlerin aslında yer aldığı yerler. Bazısı butik tesis olarak hizmet veriyor, çoğu ise kişiye özel evlerle dolu. Karadan ulaşımları yok.

Tigre Kanal TurundanDaha limanda iken dikkat çeken su bidonları oluyor. Tüm teknelerde dolu ve boş bolca su bidonu var, belli ki adacıklarda içme suyu sıkıntısı yaşanıyor. Tekne turu ana arterden başladı, bol trafikli büyücek binaların olduğu bölümden geçti, sonra ara sokaklara daldı. Sokak derken elbette deltanın kılcallarından bahsediyorum.  Kahverengi su, yemyeşil kara. Her evin önünde iskelemsi bir yapı var. Bir çoğunda ufak tekne bağlı.

Farklı işlevli tekneler dolaşıyor elbette, market, tuhafiyeci, çöpçü. Gezi teknelerinden birçoğu bir yandan dolmuş, bir yandan kurye gibi davranıyor. Su ve erzak teslimleri oluyor, insanlar indiriliyor. Çok az olsa da nehirde yüzenler de var. Nefis manzaralar sunan tur 1 saat kadar sürüyor.

Tigre deltasında süpermarket

Torre de Los Inglese saat kulesiTekne turu sonrası tren istasyonunda hem içerisine kredi de yükleyerek 30 pesoya toplu taşıma kartı aldık hem de 20 pesoya dondurma ve birkaç empaladas. Sonra da trenle şehir merkezine döndük. Az insan vardı, oturacak yer rahatlıkla bulduk.

Retiro ve Plaza San Martin

Buenos Aires’de tren istasyonu Retiro bölgesinde San Martin meydanının yanında. Elimizdeki rehber kitabın tavsiye ettiği yürüyüş güzergahına başladık hemen. Meydandaki Torre de Los Inglese saat kulesine ve 1982 Falkland olaylarında yaşamını yitiren 649 asker için yapılmış olan Monumento a los Caidos en Malvinas anıtını gördük. Bu bölgede bir zamanlar Güney Amerika’nın en yüksek binası olan Edificio Kavanagh da bulunuyor.

Alışveriş merkezi Galerias Pacifico’ya da daldık. Normalde gezerken pek adetimiz değildir alışveriş merkezlerine dalmak ama 1889 yapımı bina çok şık. Vaktiyle demir yolu işletmesine de mekan olmuş. 1990’da bugünkü halini almış. Cesur sanat eserleri ile süslenmiş bina aydınlık.

Galerias Pacifico Alışveriş merkezinden

Recoletta MezarlığındaCementerio de la Recoletta

Saati kaçırmayalım dedik, bir taksiye binip 35 pesoya Recoletta mezarlığına geçtik, Eva Peronun mezarını görelim diye. Mezarların her biri birer anıt şeklinde. Aklımızdan hep “sömürüp sömürüp kendilerine mezar yapmışlar” düşüncesi geçti. Roma tarzı sütunlar, ince işlemeli mermer heykeller. Hemen her mezarın bir alt katı da var. Birkaç metre karelik odalar şeklindeki mezarlarda ranza usulü üst üste diziliyor tabutlar, ya da kül kavanozları. Kimi de temele gömülmüş. Odalarda oturacak ufak bir boşluk varmış. Aile üyeleri oturup yakınlarına dua ederlermiş ziyaret ettiklerinde.

Eva Peron - Evita'nın mezarı

Recoletta mezarlığı

MALBA'daDuarte aile mezarlığında Evita’nın mezarı yerde imiş, halk insanı olduğunu gösterircesine. General Juan Lavalle’nin anıtı, Paz ailesinin mezarı görülmesi gerekenler arasında.

Museo de Arte Latinamerico de Buenos Aires

Çıkışta yine taksi ile (30 peso) MALBA müzesine gittik. Museo de Arte Latinamerico de Buenos Aires aslında özel bir müze, Arjantinli bir milyonerin özel koleksiyonu sergileniyor ve ağırlıklı modern eserler var. Ben bir Manifestacion resmine, bir de dinlenmek için konmuş banklara bayıldım. Ama akıl çelen birçok eser olduğunu belirtmeliyim, mutlaka görülmeli.

Manifestacion

Buenos Aires'de modern sanat

Serrano MeydanıPalermo

Müze çıkışı yine taksi ile Palermo bölgesine gittik, Serrano meydanına (40 peso). Aşağıya doğru yürüyüşe geçtik. Kafelerin serpiştirildiği güzel sokaklarda tasarım mağazalar var, hem dekorasyonları hem sattıkları ile. İtalia meydanına kadar inerek metro ile 9 Temmuz caddesine geri döndük.

Otele doğru yöneldik ve daha önce dikkatimiz çeken Capataz adlı restorana akşam yemeği için girdik. Her ikimizde hayatımızın en lezzetli etini yedik diyebilirim. Bira ile beraber 300 peso tuttu iki et (yaklaşık 37 dolar).

Tigre delta turunda

Comment(5)

  1. çok saçma yerler size brezilyayı tavsiye ederim ama hiçbir ülke Türkiye gibi değil Rabbim en güzel ülkeyi dini ve Türk olma şerefini bizlere nasip etmiş

      1. Bloğunuzu yeni keşfettim, çok imrendim.Ben de kendi çapımda geziyorum, inşallah sizin gibi de gezebilir.Ayrıca her yerin ayrı bir güzelliği var lafınıza da sonuna kadar katılıyorum .Bir ülke için çok saçma yer denilir mi ?? Bu arkadaşa tavsiye bir yere gitmesin zaten.

        1. Umarız siz de çok gezebilirsiniz. Biz önceden iyi planlama yapmaya ve kampanya kovalamaya çalışıyoruz. Uygun fiyatlı bulunca 1 yıl sonrasına bile bilet alıyoruz. Tur firmaları ile gezmiyoruz. Gittiğimiz yerlerde hostel, öğretmenevi gibi yerlerde kalıyoruz, toplu taşıma kullanarak dolaşıyoruz, böylece ekonomik geziyoruz. Yapmaktan hoşlandığımız şey gezmek olduğu için de normal zamanlarda sinema, restoran vb. şeylere çok vakit ayırmıyoruz, marka giyinme gibi şeylerden de hoşlaşmıyoruz, bütçe koruyoruz.

    1. Saçma yer diye bir şey yoktur. Her ülkenin, her ırkın, her medeniyetin yaşam şekline saygı duymak lazım. Güzel olan her şeyden keyif almaktır. İnsan olmadıktan sonra Türk olmuşun, müslüman olmuşun ne önemi var ki…
      Ben de müslümanım, ben de Türk’üm ama her hayata, her ülkeye her dine, her bakış açısına saygı duyuyorum.

LEAVE YOUR COMMENT

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir