Home MEKANA GÖRE Türkiye Rize Karadeniz Rüyamız 2 – Rize ve Maçahel

Karadeniz Rüyamız 2 – Rize ve Maçahel

0

Rize’de Geziyoruz

Öğleden sonra Rize’ye varıyor ve Rize Kalesine gidiyoruz. Burası çay bahçesi olarak düzenlenmiş ve Rize’yi yukarından görüyor. Çaylarımızı içerken ayaklarımızın altındaki Rize ve çaycılık hakkında bilgiler alıyoruz. Yol üzerinde Rize bezi satan bir mağazada alışveriş molası sonrası bir ufak mola da balıkçı teknelerinde veriyoruz. Tur programımızda yok ama Şener konuyla ilgili amansız sorularımızı ortadan kaldırmanın yolunun bu olduğunu düşünmüş olacak ki tekne sahibini ikna edip bizi tekneye bindiriyor. Sonarla yeri tespit edilen hamsinin çevresini ağ ile sarıp ağı toplayan gemideyiz. Ağı vinçle kaldırıp tekneye yanaşan taşıma teknesine boşaltırmış, hamsiyi karaya o tekne taşır, kendisi ise av yasağı olmadığı sürece olağan üstü durumlar hariç limana gelmezmiş. Akşama Sarp Otel’e varıyoruz. Bugün son derece yorucu geçti. Dört yıldızlı bu otelden hiç memnun kalmıyoruz ne yazık ki üstelik butik gezi anlayışımıza da hiç uymuyor. Akşam bara gitme teklifini yorgunluğumuz gerekçesiyle geri çeviriyoruz. Otelin gürültülü restoranında orta düzey yemeklerini yedikten sonra eşimle yürüyüşe çıkıyoruz. Sahilde sevimli bir restoran var, otelin yegâne avantajı deniz kenarında olması. Restorandan biralarımız alıp Karadeniz sahilindeki şezlonglara yayılıyoruz. Hafif esinti, yıldızlar ve Batum üzerinde çakan şimşeklerin görüntüsüne veriyoruz günün yorgunluğunu.

Sarp Sınır Kapısı19 Temmuz günü ilk durağımız Sarp sınır kapısı oluyor. Sınırın hemen öte tarafında plaj var, bizde ise tampon jandarma bölgesi akabinde denize doldurulan yol. Birkaç fotoğraf çekimi sonrası durağımız Borçka oluyor. Aslında hedef Karagöl’dü ama aracımızın klimasındaki arıza nedeniyle mecburi bir molamız oluyor, biz de hemen Borçka sokaklarını turlamaya başlıyoruz, hemen her yerleşim gibi buranın da içerisinden nehir geçiyor. Çoruh nehrinin üzerindeki köprüden geçmeyi ve fotoğraf çekilmeyi ihmal etmiyoruz. Eşimin iki gündür aşırı yorulmasını sebep olan spor ayakkabı sorununu da bu mecburi molada çözebiliyoruz, çözer çözmez de koşar adım harekete hazır aracımıza ulaşıyoruz.

Yemyeşil Karagöl

Karagöl enfes bir yer. Bizim görmek istediğimiz, kafamızda oluşturduğumuz Karadeniz bu tip manzaralardan oluşuyor. Göl çevresindeki yeşillikler, ağaçlar arasında kaybediyoruz hemen kendimizi. Serin sulara ayaklarımızı sokup serinliyoruz. Burada piknik yapacağız, zaten yolda gelirken bir marketten alışveriş yaptık. Açlığın etkisiyle doğadan kendimizi aldığımızda Şener ile Fatih’i mangalın başında sucukları pişirir durumda buluyoruz. Sucuk ekmeklerimize şarap eşlik ediyor, üstlük olarak ise alüminyum folyoya sarıp mangala bıraktıkları bir kalıp helva. Alışık olduğumuz limonla ezilip fırınlanmış helvadan farklı oluyor haliyle. Aşırı ısıya maruz kaldığı için dışı yanık bir kabuk halini alıyor, ortasından helva akıyor. Helvanın verdiği enerjinin bize kalmasına elbette izin vermiyor Şener. Gölün çevresinde tam tur; kurbağalar, alabildiğine yeşil, sulak yerler, yürümek için konumlandırılmış kütükler, bizim aradığımız Karadeniz. Yürüyüş sonrası gölde sandal sefası. Sandalın kapasitesi sebebiyle ben dışarıda kalsam da eşimin keyif aldığını gözlerinden okuyorum. Şener’in daha güzel yerlere götüreceği sözü ile Karagöl’den ayrılmaya razı oluyoruz.

En Güzeli Maçahel – Camili

Rize Karagöl'de Doğayla içiçeHedefimiz benim için turun en merak uyandıran bölümü Maçahel, Türkçe adıyla Camili. 1900 metre yükseklikteki geçidi aşıp Maçahel bölgesine giriyoruz. Bu yola saptığımızdan beri yol toprak ve bu bölgeyi terk edene kadar da asfalt ile karşılaşmayacakmışız. Karçal dağları geçidi dolayları hala karlı. Bu kadar sıcak geçen yaz sezonunda üşüyor olmak son derece keyif verici bir durum. Maçahel bölgesi 6 köyden oluşuyor, biz Tema pansiyonda konaklayacağız, Camili köyünde. Bölgede konaklama imkânları kısıtlı, Tema en profesyonel olanları, diğerleri evlerinde odaları pansiyon olarak kiralayan köy evleri. Rakım azaldıkça yeşillik artıyor, balta girmemiş orman izlenimi veriyor dağ yamaçları. Köye yaklaşınca yolun kalanını yürümek üzere kendimizi araçtan atıyoruz. Şener köylülerden birinin bahçesindeki, şu güne kadar gördüğüm en büyük armut ağacına tırmanıyor ve bizler için armut topluyor. Bizde köy evinin ve ağacın sahibi dedeyle sohbet ediyoruz. Ağacı dikerken meyvelerini helal ettiklerini söylüyor, keyifle yiyoruz armutları. Tema’ya yürürken yol boyu fındık ağaçlarını kibarca yağmalıyoruz. Dalından taze fındık nefis, sulu sulu. Ben daha önce gerçek taze fındık yememişim meğer. Buzlu bademin fındık hali…

Machael'de Mutluluk,Rize

Maçahel’de Akşam Eğlencesi

Tema pansiyon aslında araştırma görevlileri için hazırlanmış olduğunu hissettiriyor. İkiz yatağı olan birkaç odadan birini rehberimiz bize veriyor, her çifte yok. Odada bu yatak dışında bir de ranza var. Diğer odalarda da tek kişilik yatakların hepsinin ranza olduğunu öğreniyoruz diğer arkadaşlardan. Akşam yemeğinde domates çorbası, taze fasulye, karalahana sarması, ev eriştesi ve irmik helvası ikram ediyorlar. Yemek sonunda yediğimizin karalahana değil pazı sarması olduğunu söylediklerinde çok beğendiğimiz karalahana çorbasını kışın pazı ile yapmaya karar veriyoruz, nasılsa tat farkını anlamıyoruz. Yemek sonrası konukevi çalışanları konuklara Kafkas, Gürcü dansları gösterisi sunuyorlar. Buralarda horon yok. Eşim atabarı esnasında ekibe katılıp dans ediyor, hem eğleniyor hem terliyor. Dans gösterisini takiben bizi tanıtım videosu izletme üzere konferans salonuna davet ediyorlar. Hem bölgeyi hem de bu bölgedeki faaliyetlerini anlatıyor Tema videoda. Bölgenin sıkıntılı coğrafyası nedeniyle burada yaşayanların amacının kışı geçirmelerini sağlayacak birikimi yapmak için çalıştığı belgesel olarak aktarılmış. Sağlık hizmetlerinde yaşanan problemler, halkın temel amacının adeta hayatta kalmak oluşu. (Sağlık hizmetleri için Gürcistan ile artık protokol yapılmış. Hastalar sınıra birkaç yüz metre mesafedeki Gürcistan üzerinden asker nezaretinde Sarp sınırına götürülüp oradan Türkiye’ye teslim ediliyormuş) Tema bölgede birkaç koldan yatırım yapmış. Öncelikle Kafkas arılarını fark etmişler bölgede ve kraliçe arı üretimi konusunda yatırım ve bilgilendirme yapmışlar. Köylüler kısa sürede arıcılık ve balcılıktan ciddi gelir etmeye başlamışlar. Birçoğu araba ve Artvin, Borçka dolaylarında ev edinme imkânına kavuşmuş. Artık kışın çetin şartlarını şehirde geçirip çocuklarının da okumasını sağlayabiliyorlarmış. Tema’nın diğer yatırımı da dünya biorezerv alanlarından biri olan bölgeyi doğa turizm ile tanıştırmak olmuş. Bizler de bu sayede buradayız zaten. Temayı çalışmalarından dolayı takdir edip günü sonlandırıyoruz.

Temmuz Ortasında Titremek

Machael Maral Şelalesinde20 Temmuz salı günü, bugünkü ilk durağımız Maral Şelalesi olacakmış. Büyüleyici ağaçların koyu gölgelerinden bir miktar yürüdükten sonra Vazelon manastırı parkurundan daha zorlu bir parkurun ucuna varıyoruz. Dikkatli olmamız konusunda uyarılıyoruz, neyse ki burada yer yer parkura ahşap merdiven gibi müdahalelerde bulunulmuş. Aşağıya indiğimizde şelalenin serinliği vuruyor yüzümüze. Şener “sizi daha güzel yerlere götüreceğim” sözünü tutmuş oldu. Yarı bedenim boyutunda yapraklarla çevrelenerek tamamen doğal malzemeyle yapılmış soyunma kabininde üzerimi mayolanıyorum. Hemen kendimi 40 metreden düşen şelalenin altındaki kazana atıyorum. Bir yandan titreyip bir yandan kameraya gülümsemeye çalışıyorum. İzmir’de sıcak bastıkça bu fotoğrafa bakıp serinleyeceğim.

Ayrılmadan hemen önce verdiğimiz çay molasının ardından balcı Hüseyin’e uğruyoruz, bal almak isteyenler için. Taze fındık, bal ve haşlanmış patates konmuş ortaya bizler için, zaten acıkmışız. Bal benim alışık olduğum lezzetten çok farklı, pek bana hitap etmiyor ama patatesler pek leziz, farklı bir tür müdür nedir, Şener’in doyurmayın karnınızı uyarılarına rağmen üçer beşer götürüyoruz.

Buradan Hamdi hocanın evine öğle yemeğine gidiyoruz. Hamdi hoca bir dönem İzmir’de de görev yapmış. Bizlere ezogelin çorbası ikram ediyor, süper lezzetli karalahana turşusunu barbunya ile götürüyoruz, keşke bu turşudan bulmak mümkün olsa. Karalahana sarması yörenin olmazsa olmazı. Turumuz boyunca ilk kez burada gerçekten doyuyorum.

Hamdi beyle vedalaşıp Camili köyüne geri dönüyoruz, tarihi ahşap camiyi gezip konuk evine geçiyoruz. Bu kez bizi laboratuara alıp arı döllenmesini nasıl yaptıklarını gösteriyorlar, mikroskopla inceleme imkanımız da oluyor. Mercimek çorbası, peynir, sahte mantı olarak tanımlayabileceğim silon ve islim kebabından oluşuyor akşam yemeğimiz.

LEAVE YOUR COMMENT

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir