Ana sayfa MEKANA GÖRE Türkiye Şanlıurfa Urfa’da Şehrin Dışı

Urfa’da Şehrin Dışı

0

16 Mart 2014

Urfa'da kiralık arabadaİzmir’de düzenlenen turizm fuarı esnasında Şanlıurfa standına uğradığımda gayet güzel bir kitapçık vermişlerdi, ziyaret edilmesi gereken yerler hakkında kısa tanıtımlar içeren, günlere göre ayrılmış. 2 Gün bölümüne “Urfa’nın Kalbinden Güneşin Doğuşuna Gezi” başlığını vermişler. Biz de bu günlük planın büyük kısmını gerçekleştirmeye karar verdik; Harran, Harran Kalesi, Harran Höyüğü, Üniversitesi, Camii, kümbet evleri sonrası yola devam edip Han El-Ba’rur, Bazda Mağaraları, Şuayb ve Soğmatar Antik kentleri.

Otelden bize kitapçık gibi il turizm müdürlüğü baskısı harita da verilmişti. Bu noktalar orada da, aralarında mesafeler verilerek işaretlenmiş. Bir daire çizerek Urfa dönebileceğiz ve dönüşte de Göbeklitepe’ye uğrayabileceğiz diye düşündük doğal olarak. Ne bilelim Urfa il turizm müdürlüğü amblemli bu bilgi kaynaklarının bizi rezil edeceğini.

Harran Kültür Evi

Harran'lı genç rehberimizSabah kiralık arabamıza atlayıp Harran’a gittik. Harran’a girer girmez ne tarafa gideceğiz acaba diye aracı bir kenarda durdururken bir araç yanaştı yanımıza. Genç bir erkek Harran Kültür Evi’nden olduğunu söyledi, rehber değilim, beni takip edin sizi gezilecek yerlerin oraya götüreyim dedi. Aracının arka camına da Harran Kültür Evi logosu giydirilmiş. Bu tip tanıtım evlerinden birden fazla var. Gerçekten gezilecek yerlerin ortasında kümbetler şeklinde yapılmış, içerisi geleneksel olarak düzenlenmiş, yöresel malzemelerin de satıldığı turistik bir mekan.

Harran

Harran Kültür EvindeAracı park eder etmez lise yıllarında genç bir oğlan geldi; okuyorum, rehberlik yaparak da harçlık kazanmaya çalışıyorum dedi. Düş önümüze dedik, ter kokuyor olsa da açık havada sıkıntı yok. Öncelikle Harran Üniversitesinin, Höyüğünün, Ulu Camii’in bölgeye gittik, tarihçesini anlattı, ben de elimdeki kitapçıktan sorularla sınav çektim. Bilgiler birbirini tuttu. Etrafta bol bol da çocuk var ve mutlaka gelip dileniyorlar, rehberimiz onları da kendi dillerinde konuşup uzaklaştırıyordu.

Sonra Harran Kalesi tarafına geçtik. Eskiden biz çocuklar içerisine girebiliyorduk ama kaymakam girişi kapattırdı dedi rehberimiz. Restorasyon çalışmaları sürüyor ve ancak önünde fotoğraf çektirebiliyorsunuz. Buraları gezerken asıl eğlenceli olan delikanlıyla sohbet etmek zaten. İlk dikkatimi çeken buralarda insanların ırklarından mutlaka bahsetmeleri, lafın bir yerine ben Türkmenim gibi bir şey sıkıştırmaya çalışıyorlar. Ben Kürdüm diyene rastlamadım, hatta biraz öyle olmadıklarını belirtme ihtiyacı duyduklarından kökenlerini belirtiyorlar gibi hissettim.

Harran Kalesi

Harran Kültür Evi MutfağıAz ev göründüğüne bakmayın, nüfus çoktur her evde, hepsinde 10-15 çocuk var dedi. Kendiside tek anadan 10 çocukmuş, bir de kuma varmış, ondan da çocuklar var mı, sayarken kızları da saydımı bilmiyoruz. Etrafta artık bolca da Suriyeli varmış. Zaten onlar için kamp varmış, bir de durumu iyi olanlar evlere yerleşmiş, mesela şu evde Suriyeliler yaşıyormuş. Durumu iyi olanlar bakkal dükkanı açmış. Zaten fark edersiniz onlar pek esmer değil dedi. Günün en eğlenceli anı gözleri parlar halde abime bir Suriyeli kız aldık, görseniz nasıl beyaz dediği andı. Delikanlının içi erimiş.

Harran Kültür Evi’ne döndük. Burada birden fazlasının birleştirilmiş olduğunu görsek de her bir kömbet bir odaymış. İçerisine yumurta kokulu yağ kattıkları balçıkla sıvanırmış çatı konilerin, tezek dedik, olur mu yaa, koku yapar o dedi. Elbette bir ucu geniş kapı için ayrılmış kare şeklinde düzen var, ortada avlu. Avluda birer çay içip gence bahşiş verip Bazda Mağaralarına gitmek üzere ayrılırken, yol kötüdür yalnız o tarafa da dedi. Ne kadar kötü olabilir ki diye geçirdik içimden.

Bazda Mağaraları

Bazda Mağaraları

Han-ül Barür KervansarayıBazda Mağaralarına vardık varmasına, aradaki 19 kilometrelik yolu 1 saatte alarak. 13üncü yüzyıldan kalma taş ocağında bir grup çocuk dışında görevli falan yok. Dev gibi bir mağara kalmış içi oyulan tepede. Tüm yol rezilliğine rağmen inat ettik 8 km ötedeki Han-ül Barür Kervansarayı’na da vardık, bu sefer bir allahın kulu yok etrafta. Kitap ve tabelalardan okuduklarımızı anlatmayacağım, gitmeyin hiç oralara.

Bu noktadan sonrası iyice saçma bir hal aldı. Adam gibi yol yok, yer yer yol yapımına başlanmış, toprak yığılmış bırakılmış, üzerinden gidiyorsunuz ve bir noktada bitiyor, bu değilmiş deyip geri dönüp başka yol arıyorsunuz. Olmayan yolda tabela neden olsun. İl Turizm Müdürlüğünün verdiği haritadaki isimler, navigasyon yazılımda, google haritalarında ya da yandex haritalarında yok. Etrafta soru soracak kimselerde yok. Neyse ki yanımızda su ve araçta benzin var.

Urfa il turizm müdürlüğünü önerdiği yolculuk

İlginçtir olmayan yolun çevresinde inşaatı süren gayet düzgün evler var. Biz Şuayb ve Soğmatar antik kentlerini bulamadık, umarız arkeologlar bulur ama İl Turizm Müdürlüğünün yol göstermesini kullanırlarsa işleri zor. Sürekli sallanarak, sarsılarak yaptığımız yolculuk açlık da hissedilmeye başlanınca iyice çekilmez oldu. Arabada birbirimize sarmaya başladık. Zar zor saat 3:30 civarı Urfa’ya varıp kendimizi bir restorana attık. O gün Göbeklitepe ziyareti de yalan oldu tabi.

Gezmeyi seviyorum ve yıllardır kendi imkanlarımla gezmeye çalışıyorum. Hep yerli yabancı gezi rehberlerinden yararlandım. İnsanların gitme dediği yerlere rehber gidin diyor diyerek gittim ve çok da iyi ettim. İlk kez Urfa’da bu yöntem çuvalladı. Akşam sohbet ettiğimiz rehber ne yaptığımızı sormuştu, Harran sonrası Bazda Mağarası dedik gözleri açıldı, deli misiniz oraya gidilir mi? İl Turizm Müdürlüğü gidin dedi gittik, ne bilelim. Keşke oralarla günümüzün ölmesine izin vermeseydik de Atatürk Barajını, Halfeti’yi görmeye vakit ayırsaydık.

Urfa il turizm müdürlüğünü önerdiği yolculuk

Göbeklitepe'deO gün gidemediğimiz Göbeklitepe’ye ertesi gün, hafif yağmur altında gittik. Benim görmeyi çok arzu ettiğim kalıntılar insanlık tarihinin bilinen en eskileri. Piramitlerden 7500, Stonehedge’den 7000, burası bulunana kadar en eski zannedilen Malta tapınaklarından 6000 yıl daha eskiden kalma. Kazı bölgesini ve kazı çalışmalarını korumak için bir çatı koymuşlar ama çatı geçici. Kalın ahşap ayaklar ve çatı uçmasın diye ağırlık amacıyla konulmuş taşlar görüşü biraz kısıtlıyor. Seneye kalıcı çatıya geçilecekmiş, sanıyorum gezmek o zaman daha keyifli olacaktır.

Göbeklitepe

Göbeklitepe'deki buluntulardan1963 yılında keşfedilmiş, 1995 yılında kazı çalışmalarına, incelemelere başlanmış. Mekanın bekçisi gelenlere elindeki dosya ile eşlik ediyor, yer yer anlatıyor, dosyadan fotoğraflar çizimler gösteriyor. Çalışmalar başladığından beri bekçilik yapıyormuş burada. Kazıları Alman heyet yürütüyormuş. Siz bakmayın 18 yıldır kazdıklarına yılda 2 ay buradalar, sonra dönüyorlar üniversiteye, her sene de ekip değişiyor, tek başlarındaki profesör değişmedi diyor. Neden bu kazı işlemini Almanlarla işbirliği ile bir Türk Üniversitesi yürütmüyor biz pek anlam veremiyoruz.

Göbeklitepe

Ben detayları yazmayacağım, “Göbeklitepe” konusunu bir incelemenizi öneririm. Urfa’ya geldiğinizde, gideceğiniz yerler konusunda yerel halktan bilgi alın, eğer durumda değişim yoksa Harran’dan öteye geçmek yerine Birecik tarafına ya da Atatürk Barajına yönelin.

YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir