Home MEKANA GÖRE Türkiye İstanbul Tarihi Yarımada Gezisi

Tarihi Yarımada Gezisi

0

Biz İzmir’de yaşadığımız için İstanbul tarihi yarımada gezisi bizler için şahane bir haftasonu kaçamağı oluyor. Gerçi tarihi yarımada gezilecek yerler listesi o kadar uzun ki, İstanbul’da yaşayanların bile tek günde gezmesi mümkün değil. Bizim tarihi yarımada keşiflerimiz yıllar içerisine yayıldı, yakın zamanda tekrar ziyaret edince tecrübeleri bir yazıda toplamaya karar verdim.

Tarihi Yarımada Nedir, Neresidir?

Suriçi adıyla da bilinen, İstanbul’un ilk kurulduğu yerdir tarihi yarımada. İlk yerleşimin milattan önce 685 yılında gerçekleştiği belirtilmektedir. Suriçi ismiyle de anılmasının sebebi, Bizans döneminden kalma surların adanın batı sınırını oluşturmasıdır. Hem Bizans’tan, hem Osmanlı’dan kalma çok sayıda eser içeren bölge İstanbul gezilecek yerler listelerinde yer alan mekanların kabaca yarıdan fazlasını içerir. Bugünün Fatih ilçesinin tamamı ve biraz daha fazlasını barındırır.

Bizans ve Osmanlı dönemlerinden kalma onlarca saray, cami, kilise, çeşme, dikiltaş ve konut tarihî yarımadanın simgeleridir. Bölge Pierre Loti tepesini de kapsar. Bizim önerimiz, buraları gezmek için plan yaparken planınıza Haliç’in diğer kıyısında kalan Koç müzesini de eklemeniz. Alt başlıklarla özetleyelim görülecekleri.

Sultanahmet, Tarihi Yarımada

Tarihi Yarımada Müzeleri

Topkapı Sarayı Müzesi: Baştan uyarayım, eski bir bina, saray burası. Duvarlar kalın, tavanlar yüksek, şömineyle ısınması planlanmış, elbette o şömineler yanmıyor. En başta çok çok üşüdüğüm kaldı aklımda, sonra elbette müze bölümlerinde sergilenen eserler. Ama en çok o uç kısımdaki restoranın oradan manzara etkiledi beni.

Ayasofya Müzesi: İçerisinde sergilenenler için değil, binanın kendisi için gezilmeli, zaten müze yapılma nedeni de edinilen gelir ile bina ve içerisindekilerin bakımını yapmak. Aynı yerde üç kez inşa edilen kilise, dünyanın en eski ve en hızlı tamamlanmış katedralidir. İstanbul’un fethi sonrası cami haline dönüştürülen bina bende hep cami olarak inşa edilmiş izlenimi uyandırıyor, o derece düzgün devşirilmiş.

İstanbul Arkeoloji Müzesi: Tarihi yarımadada uğramadığım az sayıda duraktan biri. Bina aslında Topkapı sarayının bir parçası olarak inşa edilmiş. günümüzde Helen, Roma ve Bizans dönemine ait eserler sergileniyormuş. Ben tarihin içerisinde gezinmeyi tercih ettim nedense.

Ayasofya, Tarihi Yarımada

Rahmi Koç Müzesi: Ekstra olarak alıyorum bu listeye, aslında tarihi yarımadada değil ama çok yakın. Mühendislik tarihçesi gibi bir müze, özellikle teknolojik gelişim konusuna ilgi duyuyorsanız yarım günde tamamlayıp çıkmanız hayli zor. Ben bayılmıştım.

Kariye müzesi ve Türk ve İslam Eserleri müzesi de benim henüz ziyaret etmediklerimden.

Tarihi Yarımada Camileri

Çok fazla camii var tarihi yarımadada (295 sanırım tam rakam), sadece bir kaçına değineceğim.

Sultan Ahmet Cami: İstanbul’un ve dünyanın en güzel mimari yapılarından ve camilerinden birisi. Mimar Sinan’ın eseri DEĞİL. Önce dışarıdan bakıp 6 minaresinden etkilenin, sonra girin içine dev kubbesinden. Sonra daha yakından bakın, çinilerini inceleyin, nefis.

Süleymaniye Cami: Mimar Sinan’ın eseri olan bu, iddia o ki, Osmanlı’nın Ayasofya ile yarışacak bir yapısı olsun diye bu cami yapılmış. Özellikle akustik yetkinliği dillere destan camiinin ses denemelerini Koca Sinan’ın nargile ile yaptığı belirtilir. Kubbenin etrafında 65 adet içi boş turşu küpü ters olarak yerleştirilmiş bu akustik beceriye ulaşmak için.

Beyazıt Cami, Eyüp Sultan Cami, Yeni Cami tarihi yarımadada bulunan çok sayıda camiden diğer öne çıkanlar.

Yerebatan Sarnıcı, Tarihi Yarımada

Tarihi Yarımada Önemli Yapılar

Yerebatan Sarnıcı: Tarihi yarımada görülmesi gereken yerler listemin zirvesine koyarım Yerebatan Sarnıcı’nı. Onca yer gezdim, başka hiçbir yerde sarnıcın gezilebilen bir yer olduğuna rastlamadım. Malum artık filmlere falan da mekan oldu. İçerisinde sütun ormanı barındıran mekanı mutlaka görün.

Dikilitaş: Antik Mısır eseri, yanlış okumadınız, vaktiyle Roma imparatoru Mısır’dan getirtip diktirmiş. Az ötesinde de Yılanlı Sütun var. Diğer tarafa doğru az ötede de Alman çeşmesi. Sütun konusunu açmışken Çemberlitaş‘ı da analım, Dikilitaş’tan kapalı çarşıya yürürken yanında geçin.

Kapalı Çarşı: Girin içinde kaybolun, keyifle. Dünyanın en eski çarşılarından biri ve dünyanın en büyüğü olduğu belirtiliyor, dükkan sayısının 4000 kadar olduğu biliniyor. Hatta yılda 91 milyon turist tarafından ziyaret edildiği ve bu rakam ile dünyanın en fazla ziyaret edilen turistik mekanı olduğu belirtiliyor.

Büyük Valide Han, Tarihi Yarımada

Büyük Valide Han: Son zamanlarda çatısına çıkılıp arkaya İstanbul alınıp fotoğraf çekilen yer var ya, işte orası Büyük Valide Han. Mekana yanaştığınızda etrafa bir şeyler arar şekilde bakınınca çevredekiler sizi zaten yönlendiriyorlar çatıya çıkan merdivenlere. Kapının önünde biri para topluyor, düşük bir miktar ama haraç kabilinde. Sonrasında fotoğraf çekimi için çatıda sıra bekliyorsunuz.

Pier Loti: Bunca yer gezerken arada bir soluklanmak lazım, çıkın teleferikle Pierre Loti tepesine, çayınızı yudumlarken seyreyleyin Haliç manzarasını.

Tarihi Yarımadada Konaklama

Le Petit Palace, Tarihi Yarımadada Konaklama

Sabah uyanır uyanmaz tarihi yarımada gezilecek yerlerini süratle ulaşmak için elbette en iyi yöntem yarımadanın göbeğinde kalmak. Sirkeci ve Sultanahmet dolayında bir çok otel alternatifi var. Sirkeci, hem tramvay hattına yakınlığı hem de görülmesi gereken yerlere yürüme mesafesinde olduğu için tarihi yarımada konaklama için tercihimiz oldu. Le Petit Palace, trafiğe kapalı bir sokakta yer aldığı için gürültüden de uzaktı, odaları konforlu, interneti hızlı, kahvaltısı zengindi. İstanbul’a cuma gecesi varıp otelimize gitmiştik, rahat bir uyku çekip, sabah iyi bir kahvaltı edip gezimize başlamıştık. Otelden çıktıktan sonra 5 dakika yürüyüş sonrası ilgi noktalarından birindeydik. Öneririm.

LEAVE YOUR COMMENT

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir