Home MEKANA GÖRE Türkiye Çanakkale Trakya Gezimiz; Çanakkale, Bir Devrin Bittiği Yer

Trakya Gezimiz; Çanakkale, Bir Devrin Bittiği Yer

2

Nusrat mayın gemisi

Çanakkale saat kulesi18 Ağustos 2012

Memleketimizden henüz göremediklerimizden biri de Trakya bölgesi ve elbette özellikle iki önemli kenti Çanakkale ve Edirne idi. Bacanak Keşan’lı, bayram da gelmiş, bu fırsatı değerlendirmemek olmazdı. Akşam İzmir’den arabaya doluştuk, gece Akçay’da mola, konaklama sonrası sabahtan Çanakkale’ye hareket ve öğlene doğru varış. Önce sahilde kısa bir yürüyüş yapıyoruz, hava son derece açık olduğu için karşı kıyı son derece net, Kilitbahir kalesi güzel bir manzara oluşturuyor.

Çanakkale sahilinde

Çanakkale Aynalı çarşıÇanakkale girişimizde, gps cihazının yönlendirmesine uymuş ve inşaat halindeki ara sokaklara dalmıştık. Onlarca sokağın aynı anda kazınmış olmasına şaşırmıştık, her yer toz toprak, keşke birini bitirip diğerini kazsalarmış demiştik. Çarşının içerisi ile son derece düzenli, bir çok sokak araç trafiğine kapalı olduğu için gezmek son derece keyifli. Aynalı çarşı Çanakkale’nin kapalı çarşısı, İstanbul Kapalı çarşı ya da yada onun belki onda biri kadar olan İzmir Kızlarağası hanına göre çok ufak. Sahilde yenilenmiş Nusrat mayın gemisi, Çimenlik kalesi ve Deniz müzesi var ancak biz tam öğle saatine denk geliyoruz. Asıl hedefimiz şehitlikler olduğu için de aranın bitmesini beklemeden karşı kıyıya yöneliyoruz.

Kilitbahir kalesi

Kilitbahir’e feribot on dakika dahi sürmüyor. İzmir’de 7,5 lira olan (ve alternatifi olan) mesafenin yarısına 24 lira ödüyoruz. Kilitbahir’deki trafik yoğunluğu nedeniyle biraz zorlansak da karaya çıkıp hemen sola sapıyoruz, kalenin önünden geçip Namazgah Tabyasında duruyoruz. İçerisi müze olarak düzenlenmiş ve video gösterimi gibi anlatımlar da yapılıyor, oldukça geniş bir alana yayılmış tabya körfezin çıkışına doğru bakıyor.

Namazgah Tabyası

Çanakkale Şehitliğinde

Çanakkale ŞehitliğindeBir sonraki durağımız Seyit Onbaşı anıtı oluyor hani deniz savaşı sırasında gülleleri elleriyle topa yükleyip atış yapan ve gemilerden birini vuran efsane onbaşı. Ufak bir hatırlatma, İngilizler önce denizden geçmeye çalışıyor Çanakkale’yi, özellikle Nusrat’ın yerleştirdiği mayınların verdiği ağır hasar sonucu kaybediyorlar savaşı ve daha sonra karadan saldırmaya karar veriyorlar. İki cephe var güney ve kuzey olarak, şehitlik güney cephesinde, Anzak koyu kuzeyde. Biz yönlendirme, bilgilendirme, hangi sırayla gezilmeli gibi konularla karşılaşmıyoruz ne yazık ki. Şehitlik kuzey uçta ve bizim bir sonraki durağımız oluyor. İnsanın ister istemez içi acıyor, bunca insan neden öldü, değer miydi?

İngiliz anıtı gibi birkaç ufak durak daha verdikten sonra kuzey cephesine yöneliyoruz. Yolda tanıtım merkezi tabelasını görünce mutlu olup dalıyoruz içeri ama kimse yok mekanda. Ortada bir maket, bir sürü bina, o kadar. Yola devam ediyoruz mecburen. Bu sefer Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezine ulaşıyoruz ve oraya da hemen sapıyoruz. Bu seferki son derece işler bir tesis, ve sanıyorum diğerinin boş bırakılmasının da nedeni. İlginçtir ki Orman ve Su İşleri Bakanlığı yatırımı.

Tanıtım Merkezindeki kovan yığınları

11 salondan oluşan Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi’nde Çanakkale Savaşı başından itibaren canlandırılıyor. Çeşitli efektlerin kullanıldığı odaların ilkinde, Osmanlının Savaşa girişi 3 boyutlu haritalama yöntemiyle hazırlanan film ile anlatılıyor. İkinci salonda Nusret Mayın Gemisi’nin mayın döşemesi mekanik olarak geminin hareketleri canlandırılarak anlatılıyor. Üçüncü salonda deniz savaşları, dördüncü salonda Mecidiye Tabyalarının bombalanması ve Seyit Onbaşı’nın kahramanlığı, beşinci salonda kara savaşları, altıncı salonda savaşın dönüm noktası, yedinci salonda siper savaşlarını, sekizinci salonda gökyüzünden Gelibolu’nun görünümü, dokuzuncu salonda Çanakkale’nin geçilemeyeceği, onuncu salonda hatıralar ve son salonda 1915 yılından bugüne Türkiye canlandırılmış.

Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi

Belirli saatlerde grup grup içeri alınıyor ve oda oda geziyorsunuz, kiminde 3 boyutlu gözlükler takıyorsunuz, kiminde yer sarsılıyor, kiminde tavandaki yarım küre ekrana bakıyorsunuz. Mutlaka ziyaret edilmeli ve ilk önce bu ziyaret gerçekleştirilmeli.

Çanakkale SiperleriSonrasında daldığımız kuzey cephesinde bütün yollar tek yön. Arı burnu, Conk bayırı, siperler, Atatürk’ün vurulduğu (saat hikayesi) yer gibi birçok yeri görüyoruz ama bir sapağı kaçırmışız Anzak koyuna dönmek için en başa dönmemiz gerekiyor. Saat ilerlediği için eksik kalmasına karar veriyoruz.

Konaklayacağımız Eceabat’taki Villa Bağcı’ya yöneliyoruz ama trafik tamamen kilit. Tüm İstanbul şehir dışına çıkıyor bayram nedeniyle ve feribot için kilometrelerce kuyruk var. Sinirler gergin, polisten yardım rica etmek üzere hareketleniyorum ama o da birilerine “madem Eceabat’lısın alternatif yolu biliyorsundur” diye bağırıyor. Geriye doğru yöneliyorum, kısa süre sonra karşıdan gelen bir dolmuşun toprak bir yola saptığını görüp peşine takılıyorum. Sonunda biraz trafiğin yanından (karşı şeritten) kaçarak (ve korna yiyerek) otelimize ulaşıyoruz.

İstanbulluların bayram trafiği eziyetiAkşam feribota (araçsız) binip Çanakkale tarafına dönüyoruz. Gecesi çok hareketli ve yazlık mekan havasında. Sahil boyu kafe ve barlar dizili. Önce bir yürüyüş yapıyoruz, sahilde filmde kullanılan Truva atı (benim çocukluğumda böyle yazılıyordu) da sergileniyor, yanında maket üzerinden hikayeyi anlatan bir sergi ile. Sonrasında keyifli bir yemek yiyoruz, barlardan birinde biraz müzik dinleyip dönüşe , ters istikamette hala kuyruk var.

19 Ağustos 2012

Sabah nefis bir kahvaltı sunuyor Villa Bağcı. Bina zaten yepyeni, odalar son derece temiz ve şık. Üzerine bir de çok güzel kahvaltı. Aile işletmesi mekan, ev yapımı reçeller, kendi yaptıkları kek, kaliteli beyaz peynir sunuyorlar. Bizden tam not alıyor, iki kişi gecelik 70 lira, nefis kahvaltı dahil. Önerilir.

Çanakkale sahilinde Truva tanıtımı

Çanakkale’den ayrılıp Edirne’ye yöneliyoruz.

Eylül 2012

Comment(2)

LEAVE YOUR COMMENT

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir