Ana sayfa MEKANA GÖRE ABD Akdenizli San Francisco’ya bir gün az

Akdenizli San Francisco’ya bir gün az

1

San Francisco tramvayı23 Mayıs 2010

Salt Lake City’ye iş için, çalıştaya katılmak üzerek gidiyordum. İzlanda’daki yanardağ Avrupa hava trafiğini durdurunca İngiltere’de katılmam gereken eğitim ertelenmişti. Sonuç bu iki olayın birbirini takip eden haftalara denk gelmesi ve benim İngiltere’den Amerika’ya geçmek durumunda kalmam oldu. Gidiş güzergahındaki olası aktarma noktalarından biri de San Francisco idi. İş hayatı boyunca sürekli seyahat eden, dünyanın yarısını gören sevgili babamın yaşamak isteyeceği üç kent listesinde yer alan kenti görme şansını değerlendirmek istedim. Çalıştay öncesi saat farkını atlatmam gerektiği için bir gün önceden varmam gerekliydi kıtaya, ben de bu bir günü San Francisco’da geçirecek şekilde yaptım programımı.

San Francisco'da sokak bandosuHavalimanı yakınında bir otel tercih ettim, ertesi günkü uçuşu düşünerek. Hemen çantamı otele bırakıp şehre yönlendim, şehir merkezine kadar giden, tren-metro hattıyla. İndiğim durak Cable Car olarak bilinen meşhur San Francisco tramvaylarının başlangıç noktasıydı. Meydan insan dolu, araca binmek için uzun bir sıra var, biletimi alıp geçtim sıraya. Etraf çok şenlikli, dans gösterisi yapan sokak sanatçıları, hokkabazlar hatta bir de bando, sıradan ayrılmadan onları izledim ancak en keyifli manzara bu tramvayların kendileri. Aletler tek yönde hareket edebiliyor, yani sürücü yeri tek tarafta var. Rayların en ucundaki bölüm bir dairenin içerisine oturtulmuş. Tramvay dairenin içerisine oturduğunda vagonun iki ucundan tutup kendi ekseninde (elbette yerdeki daireyle beraber) çeviriyor görevliler.

San Francisco tramvayı çevrilirken

Meşhur Clam ChowderYarım saatlik bir beklemeden sonra sıra bana geldi ve şehrin sembol aracına attım kendimi, deniz kenarına indim. Buranın en ünlü yemeği Clam Chowder adıyla geçen yengeç çorbası, en geleneksel haliyle, ekmek içerisinde aldım bende, köşedeki bir büfeden. Ve elimde çorba 39uncu iskeleye doğru yönlendim. Ekmek kapağını çorbaya banarak tüketiyorsunuz, elbette çorbayı da, ancak ekmeğin büyük çoğunluğu çöp oluyor, çorbanın da aman aman lezzetli olduğunu söyleyemem.

San Francisco Pier 39'un fokları

Pier 39, bir eğlence ve alışveriş merkezine dönüştürülmüş iskele. Mağaza ve restoranlarla dolu iskelenin uç kısmında foklara terk edilmiş ahşap iskeleler var. Foklar burada güneşleniyor, ben de karşımdaki yüz kadar foku izliyorum. Foklar beni eğlemek için özel çaba harcamıyorlar, hava da çok rüzgarlı ve soğuk. Alcatras hapishanesini ve Golden Gate köprüsünü uzaktan fotoğraflayıp, tekrar rüzgardan korunaklı orta bölüme geçtim bende. Biraz daha dükkanlara bakındım.

San Francisco Pier 39'un içiGeri dönüşe geçince tramvay durağındaki çok uzun kuyruğu gördüm, zaten niyetim şehrin meşhur yokuşlarını biraz tırmanmak, manzara her adımda daha güzelleşiyor, durup durup tam arakama düşen hapishaneyi fotoğraflamak için dönüyorum. Bir süre tırmandıktan sonra bindim tramvaya, tekrar şehir merkezine vardığımda hava kararmaya başlamıştı. Uçakta da uyuyamadığım için yorgunluk miktarı çok yüksek, bir buçuk gündür uyanığım. Biraz çarşıda dolaşıp tekrar trene atladım. Otele yürürken hızlı yemek servisi yapan bir yerden paket alıp odama geçtim. Uykuya geçmem pek uzun sürmedi.

San Francisco Alcatraz hapishanesi

Tek gün kesinlikle yetersiz San Francisco için, bir daha buralara gelip gezimi tamamlamalıyım, özellikle Alcatras benim için çok merak uyandırıcı. Bir Akdeniz kenti havasındaki şehir akşamları da çok canlı olmalı ama katılmaya takatim kalmadı. Evet gezmeyi çok seviyorum ama bir daha bu kadar yorucu koşullara neden olacak şekilde zorlamayabilirim şartları.

Ocak 2012

Yorum(1)

YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir