Home MEKANA GÖRE Yunanistan Atina Yunan Adaları / Ankara Gemisi ile … 1 – Pire, Atina, Mikonos

Yunan Adaları / Ankara Gemisi ile … 1 – Pire, Atina, Mikonos

1

Annem ve kardeşimin planladığı Yunan Adaları gezisine, yoğun ısrarları üzerine ben de katılmaya karar verdim. Bayan bayan bir hafta birlikte olma ve gezme fikri çok cazip geldi. Fakat son anda kardeşimin iş değişikliği sebebi ile katılamayacak olması bizi çok üzdü. Kardeşim, siz bensiz gidin ve doyasıya eğlenin demesine rağmen, içimize sinmediği için tura katılmamayı düşündük. Ama yatırdığımız parayı geriye alamayacak olmamız, bizi katılmaya zorladı.

19.09.2010 Pazar

Çeşme

Orhan, annem ve beni Konak Pier’in önünden kalkacak servise binebilmemiz için araba ile bıraktı. Saat 12.30’da araç bizi aldı ve Çeşme limanına götürdü. Limana varır varmaz bavullarımızı bıraktık ve saat 16.30’a kadar annemle Çeşme Marina’da dolaştık ve kumru yedik. Pasaport kontrollerinden ve check-in işlemlerinden sonra saat 18.00 gibi gemimize binebildik. Check-in yapılırken pasaportlarımızı gemi kaptanına teslim ettik ve tüm seyahatimiz süresince kilitli bir dolapta onda kaldı. Bize de ayrı bir kimlik kartı verdiler ve vardığımız tüm karalarda/adalarda gemiden inerken ve binerken post cihazı gibi bir makineden kartımızı görevlilerin yardımıyla geçirdik. Böylelikle kimin hangi saatte gemiden çıktığı ve geri geldiği kayıtlanmış oldu. Gemimiz saat 20.00 gibi hareket etti.

Kardeşim de geleceği için 2 ranzalı bir kamara bize ayrılmıştı. Kamaramız bayağı küçüktü. 3 kişi idare edebilirdik de 4 kişin orada konaklaması imkansız gözüktü. İlk gece neredeyse hiç uyuyamadık. Geminin sarsıntısı pek etkilemedi ama motor, jeneratör, vb. tüm makinelerin gürültüsü bizi mahvetti. Annemle o anda birbirimizle paylaşmasak da, daha sonra ikimiz de nasıl geçecek bu yolculuk diye bayağı dertlendiğimizi birbirimize itiraf ettik. Ertesi gün gemi planına baktığımızda odamızın makine dairesinin hemen üzerinde olduğunu gördük. Tur rezervasyonunu yaparken annem odamızın özellikle makine dairesinden uzak olmasını rica etmiş ama önceden kamaraların belli olmadığını, son anda belirlendiğini belirtmişler. Bizim de şansımıza burası denk gelmiş. Fakat daha sonra geminin diğer taraflarında da sesin çok daha az olmadığını fark ettik.

Pire Limanı Atina Gezilecek Yerler

Yolculuk

Yunan adaları turuna biz Tura turizm aracılığı ile katıldık ama gemiye varınca öğrendik ki ana işletici tur Bam Tur’muş. Her gün için ekstra paket turlar hazırlamışlar ve turlara katılım için bu akşam ismimizi yazdırmamızı istediler. Ekstra paket turların fiyatı, içeriğinden bağımsız olarak sabit 60 eur. Buraya gelmeden önce her ada hakkında ayrıntılı bir araştırma yaptım, bir sürü Yunan adaları gezisi notu, harita ve açıklamalı bilgileri toplayıp yanıma aldım (nesi, nereleri ünlüdür, Yunan adalarında gezilecek yerler nelerdir, nasıl gidilir, neler yapılır elimden geldiği kadar çıkarmaya çalıştım). Hatta gemide elimde bir sürü yazı ile dolaşınca beni rehber bile sandılar.

Gemimizde her şey dahil sistem var. Sabah kahvaltısı, öğle yemeği ve akşam yemekleri açık büfe, bunların dışında da saat 22.00’ye kadar yerli alkollü içecekler ve meşrubat alabiliyoruz. Yemekler tahminimizden çok daha iyi çıktı ama tatilimizin sonuna doğru aynı tarzdaki yiyecekler bizi baymaya başlamadı değil. İlk akşam yemeğinde, masada birlikte oturduğumuz doktor çift Yaşa & Turgut ile hemen kaynaştık. Benim elimde ertesi gün gideceğimiz yerlere ait bir sürü yazı görünce, bu işlerden anladığıma kanaat getirmiş olacaklar ki yarınki gezide bize katılmaya karar verdiler

20.09.2010 Pazartesi

Pire

11.00 gibi Pire’ye vardık. Öğle yemeğinden sonra saat 13.00 gibi, Yaşa & Turgut ile birlikte gemiden ayrıldık. Pire Atina’nın en büyük limanıymış, hatta Avrupa’nın en büyük 3. doğal limanıymış. Bizim gemimiz metro istasyonuna göre limanın en uzak köşesine demirlemiş. Böyle olunca, metro istasyonuna kadar 1.5 km yürümek zorunda kaldık. Bu yol biraz yorucu olsa da bize Pire’yi tanıma fırsatı tanıdı. 1 avro karşılığında metro ile Pire’den Monastraki’ye geldik. Monastraki tren istasyonundan çıkar çıkmaz, Atina’da görülmesi gerekenlerin bir numarası Akropol’ün heybetli yapısı ile karşı karşıya kaldık. Akropol Monastraki merkezine göre yüksekçe bir tepede bulunuyor. O tepeyi çıkmak ve eski taşları gezmek bize çok cazip gelmedi. Yaşa ve Turgut Akropol’ü gezmek istediği için onlardan ayrıldık.

Athens Happy Train, Atina Gezisi Notları

Monastraki etrafını dolaştıktan sonra 5 avro karşılığında Athens Happy Train’e bindik ve Akropol’un arka tarafından dolaşarak Plaka bölgesine geldik. Burada trenden indik ve etrafı dolaştık. Bir kafede oturup hem dinlendik hem de caffee frappe içtik. Biraz daha dolaştıktan sonra tekrardan trene bindik (trenler hop on hop off tarzında çalışıyor) ve Monastraki’ye geri döndük. Monastraki ve Plaka turistik mekanlar olduğu için hediyelik eşyaya yönelik bir sürü mağaza bulunuyor.

Biraz daha dolandıktan sonra metro ile Pire’ye geldik. 1,5 km’lik yolu yürümeye hiç halimiz kalmadığı için otobüse bindik. Öğlen giderken yolu danıştığımız biri 512 numaralı otobüs ile limana varabileceğimizi belirtmişti. Otobüs beklerken nasıl bilet alacağız, kime sorsak diye düşünürken, otobüs bekleyen bir kadına sorduk. O da metrodan yeni indiyseniz bir saat içerisinde yeni bir bilet almadan o biletiniz ile otobüse de binebilirsiniz dedi. Saat 20.30’da aşırı yorgun bir vaziyette gemimize vardık. Hemen yemeğe indik. Yemek sonrası gemimiz limandan ayrıldı. Işıl ışıl limandan ayrılmak keyifli bir manzara yarattı. Bu gece daha rahat uyuduk. Sanki gemiden de dün geceye göre daha az ses çıkıyor. Alıştık mı ne?

21.09.2010 Salı

Mikonos

Sabah 08.00’de Mikonos’a vardık. Mikonos gece hayatı ile ünlü bir ada. Geç saatlere kadar, hatta sabaha kadar eğlenen turistler öğlene kadar uyurmuş. Hal böyle olunca öğlene kadar ada merkezinde bir hareket olmaz, hatta dükkanlar bile kapalı olurmuş. Eşim Orhan’dan bu bilgiyi alınca (kendisi 2004 yılında aynı gemi ile bu turu Pire hariç olarak ailesi ile birlikte yapmıştı), adaya varır varmaz dışarı çıkmak yerine biraz dinlenmeyi, kitap okumayı ve öğle yemeğinden sonra dışarı çıkmayı tercih ettik. Gemi Yeni Liman’a demir attı. Eski liman hemen şehir merkezindeymiş ve merkeze nasıl gideriz diye bir sorun yokmuş. Yeni liman merkeze 5 km uzaklıkta ve ulaşmak için bir araca ihtiyaç var.

Gitmeden önce öğrendiğim kadarı ile Mikonos adasında toplu taşıma, herkes araç kiralamayı tercih ettiği için pek gelişmemiş. Mikonos adasında 8-10 tane taksi varmış (taksi sayısı kaynaktan kaynağa göre değişiyor ama havaalanı olan bir adayı göz önüne aldığımızda belirtilen sayılar az). Saat 14.00’de gemiden inerken görevliler yol kenarından şehir merkezine giden otobüslere binebileceğimizi ve hemen oradaki tavernadan (restaurantlara taverna diyorlar) bilet alabileceğimizi söylediler. Fakat tavernadakiler ne bileti, bilet otobüste alınır diyince, yol kenarında beklemeye başladık. Hava nasıl rüzgarlı, şapkalarımız uçmasın diye az çaba sarf etmedik. 20 dakikalık bir bekleyişten sonra otobüs geldi (kişi başı 1,4 avro) ve hemen merkeze ulaştık. Sokakları, dükkanları gezmeye başladık ama rüzgar bizi neredeyse uçuracak.

Mikanos Yel Değirmenleri, Mikanos Görülecek Yerler

Mikonos gezilecek yerleri sınırlı olsa da dolaştıktan sonra yorulduk, rüzgardan sersemledik ve bir yerde dondurma yemek istedik. Ama oturup dinlenecek rüzgarsız bir mekan bulmak neredeyse imkansız. Güzel ve rüzgarsız bir kafede rahat rahat oturmak istemiştik ama en sonunda bir dondurma kafesinin içerisindeki küçük masalara sıkışmak zorunda kaldık. Ama bu andan zevk de almadık değil. Dolaşırken girdiğimiz mağazadaki kişilerle yaptığımız sohbetlerde, normalde Mikonos adasının bu kısmının hiç rüzgar almadığını, bizim şansımıza böyle bir hava ile karşılaştığımızı belirtiler. Saat 17.30’da gemiye dönerken taksiye bindik ve 5 avro verdik.

Akşam yemeğinden sonra saat 22.00’de Mikonos’un gece hayatını görmek için tekrardan dışarı çıktık. Rehberler tarafından da defalarca bu adada ulaşım zor gece otobüs seferleri bitiyor bilgisini alınca Mikonos’a ulaşım için kişi başı 10 avro karşılığında merkeze gidip gelme turuna katıldık. Sezon sonu olduğu için mekanlar aşırı kalabalık değildi ve neredeyse tüm mağazalarda indirim vardı. Ama indirimli halleri bile bizi aşıyordu. Annemle birlikte sokakları gezdikten sonra öğlen gezerken gözümüze kestirdiğimiz ama rüzgardan oturamadığımız (bu arada rüzgar çok azalmış durumda) bir bara gittik ve Mojito’larımızı yudumladık. Sabaha karşı 01.00’de tekrardan otobüse binip gemiye geri geldik.

Comment(1)

LEAVE YOUR COMMENT

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir