Home MEKANA GÖRE Almanya Frankfurt & Düsseldorf – 1

Frankfurt & Düsseldorf – 1

0

15.10.2011

Frankfurt'ta sokak çalgıcıları

Bu Sabah 09.00 uçağı ile İzmir’den İstanbul’a uçtum. Oradan da 12.00 uçağı ile Frankfurt’a geldim. Havaalanına varır varmaz günlük tren bileti (9,5 eur) aldım ve Hauptbahnhof’a vardım. Otelim, Comfort Hotel Frankfurt, ana tren istasyonuna çok yakın (61,2 eur bb) Otele eşyalarımı bırakır bırakmaz Hauptwache’ye doğru yönlendim. Uçakta gelirken yanımda oturan Türk bayandan alışveriş ve mağaza yerlerinin burada olduğunu öğrenmiştim. 16.45 gibi buradaydım. İstasyondan iner inmez canlı müzik yapan bir grup karşıladı beni.

Frankfurt'ta sokak çalgıcıları

Hava müthiş güzel. Ben kara kışa geleceğimi düşünerek kalın kıyafet ve palto almıştım ama uzun bir süre paltom elimde gezdim. Tabii güneş batınca serin oldu ve paltomu giydim ama hava yine de çok iyiydi. Hauptwache’den Konstablerwache’ye doğru oradan tekrar Hauptwache’ye doğru, oradan da Taunusanlage’ye doğru yürüyüş yaptım. Genel olarak mağazaların sadece vitrinlerine bakmakla yetindim çünkü bir eur 2,5 tl olmuş, her şey ateş pahası geliyor. Bu kadar dolaştıktan sonra elbette acıktım. Niyetim Nordsee’de yemekti ama uzun süre bakınmama rağmen yerini bir türlü bulamadım. Saat 18.30 civarı yerini bulduğumda, maalesef dükkanı kapatmak üzereydiler. Bunun üzerine geleneksel Alman wurst’u yemeğe karar verdim. Meydandaki müzik topluluğu eşliğinde sosisimi yedim. Ben geldiğimden beri buradaki müzik topluluğu sürekli değişti ve meydan hiç sessiz kalmadı. Genel olarak buradaki alışveriş caddesinde aralıklı olarak yerleşmiş bir çok müzik grubu vardı. Bu da renkli ve keyifli bir ortam yarattı. Ben akşam yemeğimi yerken çalan grup kalabalık bir dinleyici grubu da oluşturmuştu.

Frankfurt doğa müzesi

Saat 19.30 civarında şimdi ne yapsam diye düşünürken, Altstadt’a gitmeye karar verdim. Trenle Dom/Römer istasyonuna geldim. Navigayon cihazımı çalıştıramayınca, indiğim durağın haritaya göre hangi yönde olduğunu tam olarak kestiremedim. Hissiyatıma göre bir yöne doğru yürümeye başladım ama nehire varmayınca yanlış yönde olduğumu anladım. Haritaya göre Dom’dan çok uzakta olmamalıydı. Sora sora nehir kenarını buldum. Burada meşhur bir köprü varmış Eiserner Steg adında. Onun etrafı hareketlidir belki diye onu bulmaya niyetlendim. Nehre doğru karşıdan karşıya geçerken karşılaştığım iki kıza bu köprüyü sordum. Onlarda biz de o köprüyü arıyoruz deyince, peşlerine takıldım. Alman kızlar bugün Münih’ten gelmişler ve üniversitede ne okuyacaklarına karar veremeyince bir yıl çalışmaya ve gezmeye karar vermişler. Kızlarla birlikte sohbet ede ede, nehir kenarında yürümeye başladık. Nehir üzerinde bir çok köprü var. Yürürken hangisinin Eiserner Steg olduğuna karar vermeye çalışılıyoruz. Karşımıza ilk çıkan köprüyü Eiserner Steg olmak için yeterince güzel bulmayınca, bir sonrakine yürüdük ve karşıdan karşıya geçtik. Geçtiğimiz köprü hem araç hem de yaya trafiğine açıktı. Fakat Eiserner Steg hakkında okuduğum yazılarda sadece yayaların geçtiğinden bahsediyordu. Kızlar ilk önce bir puba sonra da rock bara gitmeyi planladıklarından bahsettiler. Beni davet eder bir hava takındılar ama ben yorgun olduğumu belirtince, ısrarcı olmadılar. Buradan yürüyerek Dom’a geri geldim ve trene binerek otelime saat 21.00 gibi döndüm. Galaxy tab’ımi kucağıma alıp, bir süre kurcukladım. Sonra bir an üşümüş olduğumun fark ettim. Kaloriferin düğmesini çevirdim ama ısınmadı. Bunun üzerine resepsiyonu aradım ve görevli teknik servisin geleceğini söyledi.

Frankfurt doğa müzesi

16.10.2011

Bu sabah 09.30 gibi uyandım ve kahvaltımı yaptıktan sonra hemen kendimi sokağa attım. İlk destinasyonum Nature Museum oldu. Frankfrut’la ilgili turistik bilgilerde, görülmesi gereken ilk müze olarak Staedel’i verseler de, daha önce sanat müzelerinde bulunduğum hele, hele yakın zamanda Paris’te D’Orsay müzesine gittiğim için burada Nature müzesini tercih ettim.

Frankfurt doğa müzesi

Dinozor iskeletlerini de merak ediyor olmam seçimimde etkili oldu. Müze tek kelimeyle süperdi. Dinozorlar inanılmaz büyüklükte. Bir kısmının gerçek iskeleti, bir kısmının da dünyanın farklı müzelerinde sergilenen iskeletlerinin gerçeğe göre birebir yapılmış maketleri sergilenmekte. Dinozor iskeletlerinin dışında deniz canlıları (balık, kabuklu deniz hayvanları vb.) da bulunuyordu. Müzenin bir kısmında ise doldurulmuş hayvanlar bulunmakta.

Frankfurt doğa müzesi

Genelde ava meraklı kişilerin mekanların doldurulmuş kuşlar veya sincap gibi ufak hayvanlar görmüştüm ama burada ayıdan zürafaya neredeyse tüm kara hayvanları bulunmakta. Ama kuşlar için daha geniş bir bölüm hazırlamışlar. Kelebek bölümü ise muhteşemdi. O kadar renkli ve çeşitli boyutlardaydılar ki, bakmaktan kendimi alamadım.

Şansıma 15 Ekim’de, yani bir gün önce, başlayan, KÖRPERWELTEN der Tiere adında özel bir sergi daha vardı. Bu serginin insan versiyonu 1-2 yıl önce İstanbul’a gelmişti. Gunther von Hagens adındaki kişi farklı yöntemlerle gerçek insan kadavralarının derilerini yüzüyor ve kadavraların iç organlarını, kaslarını gösteriyor. İstanbul’daki sergide insanların farklı aktiviteler yaparkenki hallerini gösterenleri vardı (koşarken, spor yaparken, vb.) Frankfurt’taki bu sergide ise hayvanlar var. Burada maalesef fotoğraf çekimine izin vermediler.

Frankfurt doğa müzesiSergilenen hayvanlar arasında deve kuşu, at başı, mürekkep balığı, ahtapot, ayı, Hindistan fili gibi hayvanlar vardı. Hepsi müthiş etkileyiciydi ama favorim Hindistan fili oldu. Bu filler dünyanın en büyük filleriymiş ve bu fil gerçekten müthiş büyüktü. Ayrıca bir köşede bulunan goril de etkileyiciydi. Ama asıl etkileyici olan bu gorilin hemen yanında bir insan kadavrası olması ve her ikisinin anatomik özelliklerinin ve farklılıklarının kıyaslanarak anlatılmasıydı. Bu serginin insan versiyonu İstanbul’a geldiğinde, ben gidemem, bakamam diye düşünmüştüm. Sonuçta bu kadavralar bir zamanlar gerçek bir insandı ve bu sergi de onların cesetlerini sergiliyor. Ama burada, bu hayvanların bir zamanlar canlı olduklarını düşünmek ve hissetmek yerine sanki bunlar plastikten yapılmış öylesine maketlermiş gibi geldi bana.
Müzeleri gezdikten sonra Altstadt’a yönlendim.

Eiserner StegGündüz gözü ile buralara gelince, Eiserner Steg’in dün tanıştığım kızlarla gittiğim yönün tam tersinde olduğunu ve bildiğim gibi trafiğe kapalı bir köprü olduğunu gördüm. Altstadt’a gelir gelmez, önünde uzun kuyrukların oluştuğu bir pastahane gördüm. Tabii böyle kuyruk yaptıracak bir yer olur da, ben oradaki ürünlerden tatmaz mıyım. Hemen bir tane Bauernkasekuchen ve Weiner Bobbles (tarçınlı kurabiye) paket ettirdim. Römer’e doğru yürürken hem dinlenebileceğim hem de tatlılarımı yiyebileceğim bir kahveci aradım. Burası da tabii Starbucks oldu. Biraz dinlendikten sonra Römer etrafında yürüdüm. Eiserner Steg’den karşıya geçtim. Ertesi gün Wetzlar’daki iş arkadaşlarımdan bu tarafta Sachen diye elma şarapları ile ünlü bir yer olduğunu öğrendim. Bu bilgiyi alınca, bir sonraki sefere buraları tekrardan gezmek için bir sebebim var diye mutlu oldum. Nehir kenarında gezindikten sonra bir bankta oturdum. Güneşin ve manzaranın tadını çıkartırken gezi notlarımı yazdım.

Frankfurt17.20 treni le Gissen aktarmalı olarak Wetzlar’a vardım. Odaya bavulumu bırakır bırakmaz etrafı tanımak için dışarı çıktım. Ama havanın kararmakta olması, etrafta nerdeyse hiç kimsenin olmaması ve benim çok yorgun olmam nedeniyle çok kısa bir tur yapıp, nehir kenarına bile ulaşamadan geri döndüm. Hemen bir duş aldıktan sonra skype’a bağlandım ve bugünkü maceralarımı hayatımın aşkına anlattım.

17.10.2011

İş seyahati için geldiğim Wetzlar’dan sabah ilk olarak Lollar fabrikasına gittik. Öğleden sonra ise Wetzlar‘daki ofiste toplantı yaptık. Akşam yemeğini Wetzlar’da bir alışveriş merkezindeki, Nordsee’de yedim.

18.10.2011

Bu sabah buradaki iş arkadaşım ile Wezlar’dan Wettringen’e geldik arabayla. Gün içerisinde buradaki görüşmelerimizi yaptık ve gece burada konakladık. Wettringen bayağı küçük ve şehirden çok uzakta. Tarlaları, bahçeleri ve hayvan çiftliklerini geçtikten sonra mekana varıyorsunuz.

Aralık 2011

LEAVE YOUR COMMENT

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir