Home MEKANA GÖRE Malta Malta Gezimiz – 1

Malta Gezimiz – 1

0

Genel İzlenimler

Malta sütlü kahvesiMalta, kendisi küçük ama gezilecek yerleri çok olan bir adaymış. Bizim 2 gece konaklamalı gezimiz her yerini görmeye yetmedi. Rahatlıkla bir hafta kalınırmış. Hele ki yaz sezonunda, hem güneşlenme-yüzme, hem de adayı gezme şeklinde bir tatil için daha uzun bile kalınabilir. Örneğin, adanın iç kesimlerinde kalan eski başkent Mdina, balık pazarı ile ünlü Marsaxlokk, afişlerden gördüğümüz kadarı ile hayran kaldığımız Comino adasındaki Blue Lagoon, Gozo adasındaki ünlü doğal yapı Azure Window, Malta’ya bir daha gelme şansımız olursa gitmek isteyeceğimiz yerler arasında sayılabilir.

Malta ile ilgili olarak ilk dikkatimizi çeken, binaların rengi oldu. Neredeyse hepsine sütlü kahve bir renk işlemişti. Mimari olarak da Arap tarzındaydılar. Hemen akabinde fark ettik ki, zaten dilleri de Arapça ile İtalyanca’nın bir karışımı. Sanki, bir Arap, İtalyanca konuşmaya çalışıyor gibi, ya da tam tersi. Buna karşın, ada uzun süre İngiliz hakimiyetinde kaldığından (sadece 50 yıl önce, 1964’de özgürlüğüne kavuşmuş), herkes İngilizce de konuşuyordu.

Malta'da otelimiz

Malta'nın Sütlü Kahve binaları
Malta'daZaten İngiliz etkisi her yerde hissediliyordu: trafik soldan, tüm trafik tabelaları, reklam panoları, restoran menüleri vb. İngilizce, adada yerleşik bir sürü İngiliz var… Ama trafiğin akışı için aynı şeyi söylemek zor. Sürücüler, kuralları pek takmıyor gibiydi, sokaklar zaten dar, ona rağmen hız yapıyorlardı, yaya geçitlerinde kimi duruyor, kimi durmuyordu. O yüzden İngiliz alışkanlıklarımızı bir kenara bırakıp Türk alışkanlıklarımızı yürürlülüğe soktuk. Öyle ki, otobüs şoförleri bile tam Akdenizliydi, görev esnasında sigara içip izmariti yola fırlatanı mı ararsın, ön kapı açık halde son hız gidip duraklarda kazık frenle duranı mı ararsın, kavşaklara son sürat gireni mi ararsın…

Yine de belediye otobüslerinden çok yararlandık. Günlük sınırsız bilet ücreti 1.5€ idi (tek biniş ücreti 1.3€) ve adanın her yanına gidiyorlardı. Havaalanı ulaşımı için de, şehir içi ulaşımı için de belediye otobüslerini kullandık ve bir miktar maceraya katlandık.

St. George’s Koyu

St. George’s Koyu

Malta'nın dar sokaklarıOtelimiz St. George’s koyunda ve güzel bir konumdaydı. Odamız deniz manzaralıydı, otelde 3 açık, 1 de kapalı havuz vardı. Tabii mevsim itibari ile havuzlar ve çevrelerindeki şezlonglar bomboştu. Oysa ki yaz aylarında adım atacak yer olmayacağına emindik. Gerçi biz de sezon dışı fiyatlardan yararlanarak odayı yarı fiyatına tutmuştuk. Açık havuzlardan istifade edemedik ama son günümüzde sabah erkenden kalkıp spor niyetine kapalı ve ılık havuzda biraz yüzdük. Otelimiz oda-kahvaltıydı ve açık büfe kahvaltısı zengindi, memnun kaldık.

St. George’s KoyuKoyun dibindeki kumsal, otelden birkaç dakika yürüme mesafesinde idi. Denizin turkuaz rengi ve dinginliği, insanda kendini sulara bırakma isteği uyandırıyordu; ancak, ayaklarımız suyla buluşunca bunun mümkün olamayacağını anladık. Aslında daha soğuk denizlere girmiştik ama bu kez ikimiz de hafif grip olduğumuzdan kumlara uzanıp manzaranın güzelliğini izlemekle yetindik. İlk gün öğle yemeğimizi de bu koydaki restoranlardan birinde yedik. Hamburger, kızarmış patates, ton balıklı salata ve 2 biraya 20€ ödeyince, fiyatların Avrupa ölçülerinde gayet makul olduğunu anladık. Daha sonraki gittiğimiz restoranlarda da bu fikrimiz değişmedi.

Manoel Kalesi

Malta'daValletta

Başkent Valetta, bir yarımada üzerine kurulmuş, surlarla kaplı eski bir şehir. En yeni binası Orta Çağ’dan kalma gibi. Sokaklar daracık, binalar üstüste. Halkın hala orada yaşıyor olması insanın garibine gidiyor, sanki açık hava müzesi olması gerekir gibi hissediyorsunuz. Daha çok bir masaldan fırlamış gibi. Surların hem altından yürünebiliyor, hem de üstüne çıkılabiliyor, bu da tüm şehre yukarıdan hakim olan mükemmel bir manzara sunuyor. Manoel Kalesi ve karşı kıyıdaki Sliema’nın en güzel görünümleri buradan elde ediliyor.

Malta'da Gece

LEAVE YOUR COMMENT

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir