Ana sayfa MEKANA GÖRE Fransa Nice Gezilecek Yerler; Cote D’Azur Gezi Notları 1

Nice Gezilecek Yerler; Cote D’Azur Gezi Notları 1

0

“Gittiğim her yeri özlüyorum” Bir gezgin atasözü…

Bundan tam on yıl önce düşmüştük Cote D’Azur yollarına. St Tropez’den Monte Carlo’ya uzanan Fransız Riviera’sından İtalya’nın kalbi Roma’ya kadar bir gezi yapmıştık. On yıl sonra kendimize fırsat yaratarak sadece Cote D’Azur’u köy köy gezelim istedik. Bu sefer iki kişi olarak gezdiğimiz yerlerde oğlumuz ile birlikte gezeceğiz.

İlk olarak yazmam gereken şey, sürekli çocuğunu yanında gezdiren bir çift olarak. Çocuk büyüdükçe yükü azalıyor, bu sebeple daha az eşya taşıyor ve daha fazla gezebiliyorsun. Bunun yanında halen yapamadığın bir takım şeyler de yok değil. Toplu taşıma’yı fazla kullanamıyorsun çünkü in bin bebek araba çantası ve kendisi çok zorlayıcı olabiliyor.

Nice Gezilecek Yerler

Nice Sahili, Nice Gezilecek Yerler, Cote D’Azur Gezi Notları1. Gün

Cote D’Azur havaalanına İstanbul’dan iki buçuk saat süren bir yolculuktan sonra rahat bir iniş yaptık. Ekibimiz dokuz kişi en gencimiz iki buçuk en yaşlımız sevgilimin anneannesi yirmisekiz yaşında. Pasaport kontrolünden rahat bir şekilde çıktıktan sonra ben terminal iki’ye daha önceden ayarladığım minibüsü almaya avis’e gittim. Çocukla seyahat demek çocuk koltuğu demek. Anne baba olunca koltuğun çocuğa uygunluğu konusunda titiz davranmak gerekiyor.

Havaalanı şehre, kalacağımız otele 15 dakika Promenades des Anglais, Massena Meydanı, Vieux Nice, Cours Saleya otelden sonra şöyle bir yürüyerek turlayacağımız yerler arasında. Daha önceden araştırdığım hiçbir park yeri araç büyük olduğu için giriş imkanı sağlayamadı. Bu her gün 15 dakika arabayı almak için bana fazladan şehri gezme fırsatı demekti.

Nice Tarihi

Nice’in ilginç bir tarihi var. Geçmişi MÖ 2000’lere uzanan; Yunanlılar tarafından kolonileştirilmiş, ve zafer tanrısı Nike’tan gelen Nikaia adını vermişler. Kent Fransa ve İtalya krallıkları arasında gidip gelmiş. Kentte bulunan Savoy krallığı Avusturya ile ittifak yapınca durumu tehlikeli gören Fransız kralı Sultan Süleyman’dan yardım istemiş. Barbaros Hayrettin paşa buraya gelerek şehri Savoy krallığından alıp Fransız Kralı I François’e hediye etmiştir. Şehri gezerken göreceğin demir gülleler Barbaros tarafından atıldığı rivayet ediliyor. Yıllarca İtalyan hakimiyeti altında kalan şehirde gezerken bunu hissediyorsun. İlk izlenimim insanları İtalyan şıklığından, binalar Fransız şıklığından yoksun.

Jean Medecin Caddesinde bir tur ile gezmeye başladık. Bu sırada bazı yerlerde sokak, ya da binanın yüz yıl önce çekilmiş resimlerinin bulunduğu tablolar ile karşılaşıyorsun. Değişen tek şey, insanların kıyafetleri ve tramvay, ağaçlar yerlerinde büyümüş ve planladıkları şehir gayet hoş olmuş.

Akşam yemeği için grubumuzdan ayrılarak iki sevgili şehrin sokaklarında turlayarak Flaveur isimli Restorana gidip kendimize güzel ziyafet çektik. Tabi grubun kalanını Eski Nice’te La Voglia’ya gönderip klasik Nice yemeklerinden denemelerini tavsiye ettik.

2. Gün – Nice Gezilecek Yerler

Günün yorgunluğunu yatakta bırakarak, sabah daha gün ışımadan yataktan çıktık. Aren Ege’yi yedirdikten sonra. St. Tropez’e kadar gidip turun ilk ayağını tamamlayacağız.  Arabaya biner binmez sevgilim evden getirdiği klasik müzik cd’lerini organize ederken ben navigasyondan gideceğimiz yerlerin adreslerini bulup rota oluşturma telaşı içerisindeydim. Standartların üzerinde bir arabamız olduğu için onun sığacağı bir otopark bulmak pek kolay olmadı. Yoksa Nice otopark konusunda muazzam bir şehir hemen hemen her meydanın altı ve yakın yerler otopark.

St-Paul de Vence

İlk durağımız St-Paul de Vence.

St-Paul de Vence, Nice Gezilecek Yerler, Cote D’Azur Gezi Notları

Esasen burada iki ayrı kasaba var biri St. Paul diğeri de Vence. İki kasabanın da ortak özelliği hayal gücüne gerek olmadan ortaçağ’da bir yerde olduğun hissini sana vermesidir. Vence’in çekici yanı Chapelle du Rosaire. Bu şapel burada yaşayan Henri Matisse tarafından tasarlanmıştır. Kendisi “Bu şapeli tüm çalışma hayatımın bir meyvesi ve tüm kusurlarına rağmen başyapıtım olarak görüyorum.“  demiş… şapel kalabalık olur düşüncesi ile St-Paul’e doğru gidiyoruz. Kasabaya girişteki otoparka park etmeyip kalenin dibinde bir nokta bulana kadar devam ediyoruz.

Burada muazzam sanat galerileri var. Her an bir köşeden bir asilzade çıkacakmış gibi bir yapısı olduğunu tekrardan hatırlatayım. Yüksek bir tepeye kurulmuş olan bu kasabanın talihi, Chagall ve Picasso’nun gelişiyle değişmeye başlamış. Sonrasında Yves Montand ve Roger Moore gibi ünlülerin de kasabaya gelmesiyle ünü artmış. Matisse, Chagall, Soutine, Modigliani, Leger ve Cocteau da St. Paul’de hayatlarının bir dönemini geçirmiş diğer sanatçılardır.

St Paul ve Gastronomi: “La Colombre d’Or“. Aynı zamanda otel bölümü de olan bu restoranın özelliği, ünlü ressamların ve sanatçıların orijinal eserlerine ev sahipliği yapması. Miro, Picasso, Matisse ve Leger gibi ünlü sanatçılar hesabı eserleriyle ödüyorlarmış. Hal böyle olunca, aynı zamanda bir müzeye dönüşmüş burası. Eğer bu restoranı görmek ve yemeklerin tadına bakmak istersen, önceden rezervasyon yapmak belki de en akıllıca çözüm olur. Yolun buraya düşerse Miro ve Giacametti’nin heykel koleksiyonlarını görmek için dünyanın en iyi çağdaş sanat müzelerinden birisi olan Foundation Maeght’i listeye almalısın.

Antibes ve Cap Ferrat – Nice Gezilecek Yerler

Yolumuz uzun bu sebeple arabaya geri gelerek İ.Ö. 400’de Foçalılar tarafından kurulan Antibes ve Cap Ferrat’a uğruyoruz. Nice limanının aksine Villefrance kısmına demirleyen cruise gemilerini arkaya alarak klasikleşmiş manzara resimlerinden çekiliyoruz. Ferrat Burnu Cote D’Azur’un en pahalı villalarının bulunduğu yerdir. Bu villaların en önemlisi olan Villa Ephrussi de Rothschild’i ve bahçelerini gezdik. Adının villa olduğuna aldırma çünkü saray yavrusu tadında. Dokuz ayrı temaya sahip bahçeleri şöyle; İspanyol, Floransa, Taş, Japon, Gül, Provans, Fransız ve Sevres olarak adlandırılmış. Fransız bahçesindeki havuzun fıskiyeleri 20 dakikada bir müzik eşliğinde dans ediyormuş fakat Las Vegas’ta bu tarz bir şov izlediysen bunu pek önemsemiyorsun.

Cannes – Nice Gezilecek Yerler

Cannes Sahili, Nice Gezilecek Yerler, Cote D’Azur Gezi Notları

Buradan ayrılarak Cannes’a varıyoruz. Öncelikle ananemiz fazla yürümesin diye en meşhur caddesi olan La Croisette’i araba ile turladıktan sonra. Palais des Festivals önünde bir yere arabamızı koyup kısa bir tur atıyoruz. Film festivali olmadan kırmızı halının pek bir cazibesi yok. Yakınlarında sanatçıların el izlerinin bulunduğu kaldırım bana sahte bir Hollywood Boulvard havası verdi. Mayıs ayında yapılacak Cannes Film Festivali ve Ocak ayında yapılacak olan Müzik Fuarı burada yapılacak. Palais de Festivales’den antika pazarının arkasında bulunan restoranlardan la Caveau 30’da yemeğe oturduk. Deniz mahsulü spagetti hayatımda yediğim en zengin deniz ürünleri ile dolu bol kepçe porsiyonlu bir tabaktı. Araba için sahilde altı otopark olan bir yer bulduğumda altın bulmuş gibi oldum. Tıklım tıklım dolu, iğne atsan yere düşmez bir yer olduğundan, programımızın yarım saat gerisinde olarak Cannes’dan ayrılıyoruz. İstikamet St-Tropez.

St-Tropez – Nice Gezilecek Yerler

St-Tropez demek Brigitte Bardot demektir. Bunu tartışmaya açmıyorum. Sebep, 1956 yılında bu kasabada çekilen “Ve Tanrı Kadını Yarattı” filmidir. Amacımız hemen limanda köşede bulunan Senequier’e oturup Tart Tropezienne yemekti. Eğer yolun St-Tropez’e düşerse Palaces des Lices meydanında, alman pastasına benzeyen beyaz hamur arasına beyaz krema ve üzerine pudraşekeri ile orijinal tarife bağlı kalarak yapan bir yer var, denemeni tavsiye ederim. Fakat Pazar günün azizliğine uğradığımız, açık olan yerler de bize cazip gelmediği için Nice doğru yola çıktık.

Akşam Nice’e döndüğümüzde yorgunluk iyice bastırmıştı. Bir duş ile kendimize gelip Aren Ege’yi annanesine pijama partisi bahanesi ile satarak Cafe de Turin’e gittik. Nice mutfağında; şehri kuran Yunanlıların, yıllarca İtalyan etkisi altında kalmışlığın ve Fransız etkilerini görmek mümkün. Onun için deniz mahsulleri, pizzalar ve makarnalar şahane. Avrupa genelinde olduğu gibi bol kepçe. Biz bir pizza ve ev yapımı kırmızı şarabın eşlik ettiği güzel bir yemeğin ardından otelin yolunu tuttuk.

Hikmet Savatlı’nın tüm yazılarına kendi sitesi hikmetsavatli.com‘dan ulaşabilirsiniz.

YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir