Home MEKANA GÖRE Tanzanya Manyara Gölü Tanzanya; Sanki Üç Ayrı Tatil 3 – Manyara Gölü

Tanzanya; Sanki Üç Ayrı Tatil 3 – Manyara Gölü

0

Manyara'da yol kesen filler

Manyara, kucakta babun27/10/2012

Sabah 6’da ayrıldık otelden ve 6:15’te Manyara Gölü milli parkına ulaştık. Burası tatlı suya yakın, her ne kadar gölü göremesek de yolumuzu kesen ufak ırmaklar var sık sık. Tatlı su olunca doğa hemen değişiyor, ağaçlar yükseliyor, yeşil artıyor elbette. Giriş kapısını aşar aşmaz bir babun sülalesi karşıladı bizi. Kıçı açık bu maymunların en sevimli özelliği yavruların annenin karnına sarılıyor olması. Anne 4 ayak üstünde yürürken, küçük bebek sırtı yere bakar şekilde annesinin karnına yapışmış durumda oluyor, sarılarak. Ve sadece yürürken değil sürekli öğle, kanguru gibi anne karnında ama cepsiz.

Manyara Milli Parkı yeşilliği

Manyara Girişi Maymunlar

Manyara kuşlarındanManyara'da Aslan'ın Ayak İzleri

Parkın giriş kapısı yamaçta göle doğru indikçe bitki örtüsü değişiyor ve orman havası çorak safari bölgesi havasına bürünüyor, yeşil giderek yerini sarıya bırakıyor. Yeşilin sağladığı en büyük avantajlardan biri de kuş çeşitliliğinin fazlaca olması. Kuşları, filleri izleyerek dolaşıyp 9 gibi zürafaları karşımıza alıp kahvaltımızı ettik (keşke bir çay kahve olaydı kahvaltıda, öğle menüsünün tavuksuzu). Saat 10 dolayında, kahvaltı sonrası çöken rehavet ve gelen uyku ile “biz akşama kadar burada ne yapıcaz” diye düşünüyorduk ki  Dismas aynı yerde bir aşağı bir yukarı gidip gelmeye başladı, çalıların arasına doğru ufak kaçamaklarla yoldan da çıkıyordu. Biz neler oluyo derken yerdeki aslan ayak izini gösterdi. “İzler taze, üstelik iki farklı aslana ait ayrı ayrı, bu çalıların arasında olmalılar” deyince bir anda bizim uykular açıldı.

Manyara'da Kahvaltı yeri

Babun kucağından bakışSararmış arazide yaklaşık 1 metre yükseklikteki çalılar, otlar arasında aslan görmek kolay değil. Elimizde dürbünler heyecan içerisinde bakındık etrafa, insanlar balık tutarken bunun gibi bir heyecan yaşıyordur herhalde. Hiç bir şey göremedik ama zamanın nasıl geçtiğini de anlamadık. Öğlen yemeği molası vermeden önce bir ara kendimizi bir fil ailesinin ortasında bulduk. Dismas sessizlik uyarısı yaptı, yolu önden arkadan kapattılar. Belgeselin ortasında gibiydik. Önümüzde bir tek çiftleşmedikleri  kaldı. En dikenli bitkileri rahatlıkla yediler, hiç istiflerini bozmadan, çömelmeden, sadece kuyruğu biraz kaldırarak bulundukları noktaya işemelerini izledik. 15-20 santim çapında 20-25 santim uzunluğunda sarı balyalar bile bıraktılar önümüze. Fillerin sıklıkla ayaklarından birini ayak ayak üzerine atar gibi yapıp dinlenmeye bırakmaları da dikkatimizi çekti.

Ayak Dinlendiren Manyara Fili

Manyara gölünde zürafalar önündeGöl gayet uzak durumda aslında, kıyısına falan gidilemiyor. Sanıyorum yağmur sezonu ciddi şekilde genişliyor alanı. Bizim gezdiğimiz bölgenin kenarında artık ot bitmez bir hal alıyor düzlük ve ilerilerde serap mı değil mi belli olmayan bir mavilik var gibi. Zürafalar bu geniş düzlükte yürümekten keyif alıyor görünüyorlar. Suya biraz olsun yaklaşılabilen bir gözlem noktasına gittiğimizde ise uzaktan da olsa hipopotamları görebiliyoruz.

Manyara Gölünde

Mayara'da Hipopotamlar

Manyara öğle yemeğiBir önceki güne nazaran çok daha kurumuş tavuk vardı bu sefer kutularımızda, yine bir piknik alanında açlığı giderdik. Çeşit çeşit maymun gördüğümüz, fili, zürafayı kanıksadığımız geziden akşamüzeri döndük. Dikkat çekici manzaralardan biri de budanmamış haliyle, salkım saçak haliyle palmiye görmek oldu. Dönüşte el işleri yapan mekanlardan birinde alışveriş yapmaya çalıştık. Hiç bir şeyin üzerinde fiyat yok, sepete doldurup sonrasında ömür tüketen pazarlığa girişmeniz gerekiyor. Zaten dükkanlar büyük, doğru malzemeleri seçmek vakit alıyor, üzerine bir de sürreal bir fiyatla işe başlayınca olay gerçek sabır sınavına dönüşüyor. Basit magnet için adam pazarlığı 18 dolardan açıyor, sizin onu pazarlıkla olması gereken rakama yani 1 dolara indirmeniz gerekiyor. Sonuçta arabanın peşinden bile koşuyorlar bizim en başta istediğimiz fiyata da iniyorlar ama bizim sinirimizi sınayan adamlarla biz alışveriş yapmama kararını öncesinden vermiş oluyoruz, iki tarafında vaktine yazık.

Doğal ortamda budanmamış palmiyeler

Fillerin yanında sessizceBuraların kilit repliği Hakuna Matata, yani sakin ol, rahat ol, hallederiz, dert değil anlamına gelen tümce. Bir diğeri de Poli Poli yani yavaş yavaş. Her ikisini de bolca duyduğumuz alışveriş eziyeti benim için pek Hakuna Matata olmuyor.

Günün güzel sürprizlerinden biri de akşam otelde içtiğimiz biralar oldu. Castle marka Milk Stout tipinde siyah bira Guiness’e taş çıkaracak kadar lezzetli.

LEAVE YOUR COMMENT

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir