Ana sayfa MEKANA GÖRE Türkiye Adana Adana – Gaziantep: Gördüklerimiz

Adana – Gaziantep: Gördüklerimiz

4

22 Mart 2013

*Fotoğraf makinemizi unuttuğumuz için cep telefonu ile idare ettik

Gaziantep Öğretmenevi yanında

Babamın memleketi, kökenlerimin dayandığı Gaziantep’e gidişlerim hep büyüklerimle olmuştu, program üzerinde de onların hakimiyeti olmuş, benim girişimlerime izin verilmemişti. Zeugma mozaik müzesini görme isteğim, tadamadıklarımı tatma isteğim, evde pul biber stoklarının sonunun görünmesi kampanyalı uçak bileti ile birleşti.

Cuma akşamı Adana’ya uçtuk. Adana havalimanı şehrin merkezinde, hemen bir taksiye atlayıp Eyvan kebabın yolunu tuttuk.  Karnımızı doyurduk. Tekrar kısa bir taksi yolculuğu sonrası otogara vardık. Kimin otobüsü saat kaçta şeklinde kısa araştırma sonrası Best Van firmasının 9 otobüsüne bilet aldık (kişibaşı 20 lira). Otobüsün uzun güzergahının kısa bir bölümüne eşlik ediyoruz biz, otobüsün içinde ağır bir koku var. Elimizdeki bilette belirtilen koltuk dolu, görevli oturan kişiyi başka yere alıyor ve bizi oturtuyor. Birçok biletsiz yolcu var, ‘beyefendi burası benim yerim’ diyerek elindeki bileti gösteren yolcular ile ‘bana ne muavin bana buraya otur dedi’ diyen, ödemeyi muavine yapmış vergisiz yolcuların ve çözüm oluşturmaya çalışan muavinin çabalarını izliyoruz kendi yerlerimize oturmuş halde.

Koltuk arkalarında ekranlar var, Argo filmine keyifle başlıyoruz ama ne yazık ki sadece 30 dakikası varmış sistemde. Üzerine Diktatör filmini izleyip, ara garajlara gire çıka gece yarısı varıyoruz Antep’e. Yol üzeri bir yerde bırakıyor otobüs, hemen taksi ile öğretmenevine gidiyoruz (odabaşı gecelik 82,5 lira).

Zekeriya Usta

23 Mart 2013

Saat kurup 8’de kalktık ve sokağa attık kendimizi, ilk hedefimiz Beyran. Bunun için en önemli adres Metanet. Zaten otelimiz gibi o da merkezi yerde, yürüyerek sora sora bulduk. Aslında yemek olan çorbamızı içtik. Sonraki durağımız Zekeriya Usta oldu. Katmerlerimizi yedik.

Enerjimizi doldurduğumuza kanaat getirip 10 liralık taksi yolculuğu ile Zeugma müzesine geçtik. Bize mil karşılığı beleş uçak bileti sağlayan kredi kartımız aynı zamanda müze kart görevi üstlenmiş, ücretsiz girdik müzeye. Bir video gösterimi varmış, 3 lira. İzleyelim dedik. Seansı beklerken etrafa bakındığımızda, sunumlara özellikle çocuklara yönelik olarak çok önem verilmiş olduğunu gördük. Girişin hemen karşısında mozaik süs havuzu simülasyonu var, tepeden havuz ve içerisindeki su, balık, yapraklar yansıtılıyor ve bir kamera sizi izliyor. Siz yürüdükçe balıklar kaçıyor, su dalgalanıyor, yapraklar dalgalarla uzaklaşıyor. Bir çok da dokunmatik kiosk var, üzerlerinde oyunlarla. Örneğin meşhur mozaiklerden birine günümüzden ilaveler yapmışlar, disko topu gibi, çocuklardan orada olmaması gerekenleri bulmaları bekleniyor, biz çocuk gibi eğlendik.

Zeugma Müzesinde

Zeugma MüzesindeÜç boyutlu film tarihçe dışında pek bilgi içermiyor. Canlandırmaları görmek keyifli, zaman zaman üç boyut kalitesi ise düşük. Zeugma tarihini öğrenmek güzel ama burası bir mozaik müzesi, mozaik hakkında ve bu kalıntıların nasıl bulunduğu hakkında da bilgi verilmesi bence iyi olurdu. Zeugma artık baraj gölü altında ve sergilenen mozaiklerin bazıları sular altında kalmadan sadece birkaç gün önce çıkarılabilmiş. Bulunma ve çıkarılma süreçlerinin anlatılması keyifli olurdu.

İki katlı müzede çokça eser var, içerdiği mozaiklerin yüzölçümlerinin toplamına göre dünya birincisi, en önemli parça kabul edilen Çingene Kız tamamen karartılmış bir odada sunuluyor. Açıkçası dünyanın ikinci büyük mozaik eserleri koleksiyonuna sahip olduğu iddia edilen Antakya Arkeoloji müzesine göre çok daha iyi bir sunuma sahip bu müze, ama ben Antakya’daki eserleri (özellikle Kem Göz) daha güzel bulmuştum.

Çingene Kız

Zeugma MüzesindenMüze çıkışı, yakınlardaki küşnemeci Ahmet Usta’da öğle yemeği yemeğe niyetlenmiştik fakat hem müze tahminimizden az vaktimizi aldı, hem de acıkmanın emaresi yoktu bizde. Bir dolmuşla kaleye yöneldik. Antep’e son gelişimde müze açılmak üzereydi, son hazırlıklar vardı ve gezememiştik, bu sefer onu da tamamlama niyetindeydim ama yoğun yağış kaleye ulaşan köprünün yıkılmasına neden olmuş. Üzülerek baktık yıkıntılara, Kahramanlık Panoraması Müzesi’ni görmek bir daha sefere kaldı.

Mutfak müzesi, cam müzesi gibi çok büyük ölçekte olmayan birçok müze var Antep’te ama bunları daha önce gezdiğimiz için biz bakırcılar çarşısına yöneldik. Kentin, çarşının sokaklarında biraz gezindik, Gümrük Han’ın içerisinde bir kahve molası verdik. Midelerde biraz yer açılınca da turist vazifesi olarak İmam Çağdaş’a gidip mideyi tekrar doldurduk.

Yıkılmış Kale ve Müze Girişi

Sokakları dolaşmaya devam ettik. Buralara ilk gelişimde harabe durumundayken gördüğüm, sonralarda ziyaretimde restore olurken ziyaret edebildiğim, açılışı sonrası ise ilk kez gelebildiğim “Hüseyin Enç Kültür Evi”, yani babamın doğduğu eve gittik. Ne yazık ki kapalı, bir dahaki ziyarette yapılacaklar listesine kalıyor.
Almacı pazarından baharatlarımızı aldık, Pürsefa Han’a, Tahmis Kahvesi’ne uğradık, yağmur çiselemeye başladığında dolmuşa binip Koçak Baklava’ya yöneldik. Buralara gelip eli boş dönmek olmaz, tatmadan da almak olmaz. Eller kollar dolu, öğretmen evine taksi ile gittik, paketleri odaya bıraktık.

Otelden çıkıp bu sefer ters istikamete yöneldik. Bayazhan çok şık şekilde restore edilmiş, restoran ve barlarla doldurulmuş. Restoranlardan birinde akşam özel program da var, bilgi almaya çalıştım, bilgiyi de aldım ama öncelikle akşam için hiç yerleri olmadığını söylediler, bol kazançlı olsun.

Antep ÇarşılarındaAntep’in ortasından kocaman bir park var uzunlamasına. Daha önceki ziyaretlerimden birini sülalece yapmıştık, Mazlum efendinin soyağacı olarak. Belediye başkanı Asım bey bizi bu parkın içerisinde bir restoranda öğlen ağırlamıştı, yemekler pek güzeldi. Yiyecek halimiz olmamasına rağmen dolaşırken orayı da bulduğumuzu tahmin ettik. Park kenarında bir miktar yürüyüş sonrası Mehmet Usta’nın mekanına uğradık (Ahmet usta ile kardeşler). Niyetimiz küşnemesini yemekti ama açlıktan eser yok, üzerimizdeki selamı oğul Yunus’a ilettim. Yemek yemeyecekseniz çayımı için ısrarı ile oturduk. Çay ve biraz sohbetin sonrasında birer çöpe saplanmış küşneme ikram ettiler. Açıkçası Türkiye’de yediğim en lezzetli etlerdendi. Biraz daha yürüyüş ve zorla acıktırmaya çalıştığımız midemizi tekrar doldurarak günü sonlandırdık.

Babamın Doğduğu eve Doğru

24 Mart 2013

Öğretmenevinden ayrıldık çantalarla, hedef sabah ciğeri yiyip dönüş yoluna geçmekti. Ciğerci Ali Haydar çok erken açar, şişleri bitince kapatır, 8 civarı kapanmış olur demişlerdi. Biz de her zaman açık olduğu söylenen ciğerci Mustafa’ya yöneldik, stadın yanına kadar yürüdük ancak 24 saat açık olduğu söylenmiş olan yer kapalıydı. Antep’e vedayı Zekeriya Usta’da katmer yiyerek yaptık. Ciğer de bir sonraki sefere kaldı.

Havaş ile gittik havalimanına. Havalimanı şehre uzak, Havaş da Zekeriya ustanın mekanına uzakmış, fakat yol sorduğumuz herkes “buradan sol yoldan devam et”, “biraz daha ileride” gibi yönlendirmeler yapınca katmeri eritesiye yürüyüş ile veda etmiş olduk.

Mayıs 2013

Yorum(4)

  1. Geri bildirim: Tire Gezilecek Yerler

YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir