Ana sayfa MEKANA GÖRE Madagaskar Madagaskar’da Balayı; Madagaskar Gezisi Notları 4

Madagaskar’da Balayı; Madagaskar Gezisi Notları 4

0

Beyaz kumlu plajları, tropikal iklimi, su altında canlı bir hayat olan yerlere gittiğimizde birkaç gün gezmeye ara verip balayı tadında günler ayırıyoruz kendimize. İyi bir tesiste dinlenmeyi, kendimizi biraz şımartmayı seviyoruz. Madagaskar’da balayı konusunda iki ada ön plana çıktı, Nosy Be ve Nosy Boraha adaları. Her ikisinde de çok güzel tesisler ve koylar var, üstelik fiyatlar ülkemizdeki fiyatlara göre son derece uygun. Biz Nosy Boraha diğer adıyla Sainte Marie adasındaki La Crique tesisini tercih ettik.

Balayı tadında tatilden kastımız nedir? Güzel tesis, güzel deniz yanında mutlaka sakin ortam arıyoruz biz. Bize göre bol yıldızlı, kalabalık, her şey dahil mekanlarda, şezlong kapmaya çalışarak, açık büfede kuyruk bekleyerek olmamalı. Filipinler’de balayı yazımıza ev sahipliği yapan mekan da, La Crique’de sahip olduğu araziye oranla az sayıda oda barındıran yerler. Yani baş başa, diğer konuklardan uzak bir köşe arıyorsanız buna kavuşmak çok kolay.

Sainte Marie’ye Nasıl Gidilir?

Tahmin edebileceğiniz üzere bir adaya ulaşmak istiyorsanız ya uçmalı ya da tekne ile gitmelisiniz. Madagaskar’da ulaşım konusunda ayrıca detaylı yazacağım. Uçak biletleri aşırı pahalı Madagaskar’da, yaklaşık olarak kişi başı tek yön 250€. Evimizden Madagaskar başkentine ulaşmak için 2 kişi toplam 1100€ ödemişken, Madagaskar’da balayı yapacağımız noktaya ulaşmak için ilave 1000€ ödemek hiç cazip gelmedi. Bu uçak fiyatları zaten bizim Madagaskar gezi planı oluşturmamızda da belirleyici olmuştu (Nosy Be adası da liste dışı kalmıştı). Sonuç olarak tekne ile ulaşımı seçtik.

Sainte Marie Ulaşımı, Madagaskar'da Balayı

Sainte Marie adasına tekne ile ulaşmak için 2 yolunuz var. Soanierana Ivongo limanından ya da Mahambo’dan hareket etmek. Soanierana Ivongo limanından birden fazla tekne kalkıyor, Mahambo’yu kullanan ise tek tekne var; El Condor, Blue Marine firmasına ait. Hem Madagaskar’da balayı oteli olarak seçtiğimiz La Crique’in yöneticisi Sven, hem de otomobil kiraladığımız firma bize El Condor’u tercih etmemizi, en modern ve büyük teknenin o olduğunu belirttiler. Biz de tavsiyeye uyduk.

Tamatave’den sonra yol bozuluyor, delik deşik bir hal alıyor, hızlı gidilemiyor. Soanierana Ivongo limanından çıkan tekneler Sainte Marie adasına daha kısa sürede ulaşıyor olsalar da toplam süre hemen hemen aynı oluyor. Soanierana Ivongo limanı çıkışının hayli tehlikeli olduğunu da okumuştuk, alabora olma ihtimalinin yok sayılamayacağı belirtiliyordu. Her iki çıkış noktasından da sadece sabah saatlerinde ulaşım olduğunu ve saatlerin gelgit durumlarına göre ayarlandığını da eklemeliyim. Saatler ilerledikçe deniz ve hava daha tehlikeli hale geliyormuş.

Sainte Marie’ye Ulaşım

11/09/2016

El Condor teknesi Mahambo’da konakladığımız otelin hemen yanındaki koydan kalkıyor. Biz de sabah tekneye binmeden evvel belki denize girer, belki yürüyüş yaparız diyerek 6:30’da uyandık. Biraz yürüyüş de yaptık. Teknede bir arıza çıkmış ve Sainte Marie’den gelişi, haliyle geri dönüşü de gecikecekmiş. Sonuçta 2 dolatında ancak hareket ediyor.

Tekne bileti alım işlemi uzun sürüyor, pasaportları elle defterlere işliyorlar. Tekne yolcuları için sahilde çarşı kuruluyor adeta, bir bankadan 80 kişilik de bir grup var, bazıları müzik yapıyor, çarşıda yemek yapıp satanlar, içki satanlar var, langust bile yapıyorlar. İnsanlar şarkı söyleyip eğleniyorlar.

La Crique Sahil, Madagaskar'da Balayı

İskele yok koyda, sandallarla, isim listesine göre grup grup gidiliyor tekneye, herkese can yelekleri de veriliyor. Sandal da tıka basa doldurulunca Suriyeli mülteci manzarasına dönüşüyor olay. Eşim 4 ben 5ici grupta yer aldık tekne gidişinde. Neşe içerisindeki banka grubu şakalaşıyor birbirleriyle. Teknenin yola çıkması ile şakalaşmalar büyük oranda kesildi. Seyahatin de geç saate kalması nedeniyle deniz hayli dalgalı, tekne hayli sallantılı. Eşim dahil bir çok kişiyi tekne tuttu. Eşim kusmuk torbalarına iki tur kalite testi uyguladı, sapasağlamlar.

La Crique’e Varış

Madagaskar’da balayı için seçtiğimiz otel La Crique’in başındaki Sven bizi araçla aldırdı Sainte Marie limanından (Ambodifotatra kasabasından), 20 dakika sonra otele vardık. Sven bizi kapıda karşıladı. Mekan muhteşem güzellikte, Sven’in önerisi ile gün batımı manzarası için hemen tepeye tırmandık, bavulları odaya bırakıp. Son derece oyuncu çocuk köpeklerle de yol boyu bize eşlik ettiler. Manzara nefis, teknede rötar olmamasını ve buraya daha erken varabilmeyi dilerdik, bu güzel koyda denize de girerdik.

Tepeden aşağı indiğimizde cibinliği kapatmak için görevli anahtar istedi, biz manzaraya birazda sahilden bakarken o yatağı hazırlamıştı. Odamız çok şık, geleneksel tipte bir bungalov, çatısı ağaç yapraklarından. La Crique’deki tüm odalar müstakil, ayrı ayrı binalar. Duş ve tuvalet kısmı da şık dekore edilmiş ancak pencere yerine genişçe havalandırma delikleri kullanıldığını belirtmeliyim. Yani doğayı oda dışarısında bırakma gibi bir durum yok. Zaten cibinlik bu nedenle kullanılıyor, havadarlığı kaybetmeden haşeratı uzak tutmak için.

La Crique’de Akşam

La Crique Günbatımı, Madagaskar'da Balayı

Biz odadayken akşam yemeği siparişi için geldiler, elde o günkü menünün fiyatları ile yazılı olduğu bir kara tahta ile. Madagaskar’da balayı elbette açık büfe değil, kişiye özel. Ana yemekler 18000 ariary (yaklaşık 18TL, 5,5€), çorbalar bunun yarı fiyatı. Porsiyonlar kocaman, bir çorba iki ana yemeği (biri ahtapot biri balık) zar zor bitirdik, tatlıya yer kalmadı. Madagaskar yemekleri ayrıca detaylı yazacağım, ziyadesiyle memnun kaldık. Yemek öncesi de hoşgeldin içeceği ikram ettiler, içerisine sırt çantamızdaki viskiden ekleyince süper oldu.

Yemek sonrası Sven ve 3 Fransız konuk “tarot” adında bir iskambil oyunu oynadılar. Farklı bir deste kartla oynanan batak benzeri bir oyun. Karo, maça, kupa sinek dışında bir de koz türü var. İlk 4 ünde 14’er kart (13 değil), kozda ise 21 kart bulunuyor, bir de joker kartları var ama puansız, o eli pas geçmek için. Kağıtlar dağıtınca bir nevi ihaleye çıkılıyor. Biz de yan masaya kurulup monopoly oyunu ile günü sonlandırdık.

La Crique Su Altı Dünyası

12/9/2016

Bizim tatil standartlarımıza göre geç bir saat olan 9:30’a kadar uyuduk. Çok zayıf bir kahvaltı bizi karşıladı meyve (yarım muz, 2 dilim ananas, 1 yeni dünya), yağ, marmelat, ekmek, meyve suyu, kahve. Önceki gün süpermarketten aldığımız üçgen peynirler ile güçlendirdik.

Madagaskar’da balayı için tercih ettiğimiz La Crique’in içerisinde bulunduğu koy enfes. Sven de açıklamıştı. “Kısa sürede derinleşir, kıyı kısmı kumsaldır, birkaç metre sonra ise resifler ve su altı hayatı başlar, kestaneler vardır, kumsal bölüm dışında dikkat edin” demişti. Maskeleri takıp yüzmeye başladık. Kısa süre sonra deniz kestaneleri de kendilerini gösterdi. Bizim denizlerimizdeki gibi değiller, dikenleri upuzun. Görüntüleri eşimi tedirgin etmeye yetti. Derinde olmalarına rağmen benimle dolaşmayı arzu etmedi.

Ben koyu ve hatta komşu koyu gezdim, su altı yaşamın videolarını çektim. Gördüğüm en iyi sahil resifleri değil ama bolca balık var. Üstelik daha önce hiçbir yerde görmediğim mavi sarı çizgili (adı platax mış) balığı bayıldım.

Madagaskar’da Kambur Balina

Sainte Marie adasının en ilgi çekici olaylarından biri kambur balinaların buraya geliyor olmaları. Antartika’da havalar çok soğuduğunda güneye doğru yol alıp Madagaskar adası çevresine, özellikle de Sainte Marie çevresine gelirlermiş. Sven normal şartlarda 20 Eylül’e kadar ada çevresinde olduklarını söyledi. Ancak birkaç gündür görmemişler.

Tepeye gözetleme için birini göndermişler. Oradan balinaları görebilirse haber verecekmiş. O durumda otelin teknesine doluşup balinaları görmeye gideceğiz. Ancak global ısınma nedeniyle olsa gerek balinalar antartikaya giderek daha erken döner olmuşlar. Madagaskar’a yaz eskisinden daha erken geliyormuş. Oslob balina köpekbalığı dalışı tecrübesine bayılmıştım ve Sainte Marie kambur balina tecrübesi yaşamayı çok isterdim ancak mümkün olmadı.

Ampanihy Bay, Madagaskar'da Balayı

Günü Madagaskar’da balayı modunda, güzel tesisin tadını çıkararak geçirdik, hatta yan koydaki tesise de bir yürüyüş yaptık. Diğer konuklarla sohbet ettik. Öğle yemeğini de denize nazır bankta ton balığı ile geçiştirdik. Gün batımı için bu sefer daha erken saatte manzara tepesine çıkabildik. Akşam yemeğinden sonra ise Sven ile keyifli bir sohbet imkanı bulduk.

La Crique Tarihi

Tesis 1973 yılında kurulmuş, Sven’in Fransız dedesi tarafından. Sven anneannesi Sainte Marie adasındanmış, Fransa’da tanışmışlar, otel açmak için bu adaya gelmişler, burayı bulmuşlar. Dedesi komando asker olduğu için farklı gözle bakmış. Bu koyun kıyısını tekne yanaşma şekli açısından uygun, koyun kendisini ise malzeme taşımak için stratejik bulmuş ve oteli burada açmaya karar vermiş.

La Crique, ailenin otelcilik okuluna dönüşmüş. Bir süre annesi, bir süre dayısı burayı işletmiş, şimdi her ikisinin de birer oteli varmış. Müşteriler genelde eski müşterilerden duyarak geliyorlarmış, daha önce gelenlerin çocukları geliyormuş mesela ya da 30 yıl aradan sonra tekrar gelenler oluyormuş.

Çalışanlar da uzun süredir burada çalışmaya devam ediyorlarmış, hatta çocukları burada çalışmaya başlamış. Ailelerine yardım ediyorlarmış, çocukların eğitimine, ailelerin evlerini yapmalarına destek oluyorlarmış. 53 yaşındaki bir çalışanları 40 yıldır burada çalışıyormuş. Özledin mi Fransayı diye sorduk, ben doğme büyüme buralıyım dedi. Sevgilisi başkentte politika okuyormuş, ileride beraber bir acenta kurmayı ve Madagaskar’ı geliştirmek için de bir şeyler yapabilmeyi hayal ediyorlarmış. Umarız başarırlar. Ülkedeki güvenlik ve sağlık konuları üzerine de sohbet ettik. Bunları Madagaskar gezi notları başlığı altında ayrıca toparlayacağım.

Ampanihy Bay (Ampanihy Körfezi)

13/09/2016

Sainte Maria adası ince uzun bir ada ve her yanı ayrı birer cennet parçası. Tropikal ada keyfi, Madagaskar’da balayı keyfi dışında Sainte Marie adasında görülmesi gereken başlıca yerlerden biri Amphanihy körfezi. Adanın doğu kıyısında yer alan hayli derin körfez ve subasar ormanları mevsiminde yumurtlama mevsiminde köpekbalıklarına da evsahipliği yapıyormuş.

Ampanihy Bay Yolunda, Madagaskar'da Balayı

Sabah 6:30’da kalktık, 7:45’de rehberimiz geldi. 4 kişilik Romanyalı bir grup ile tura başladık. 8 saatlik bir tur planlı, 2 saat gidiş ve 2 saat dönüş, ancak yol inişli çıkışlı ve tempolu bir yürüyüş gerektiriyor. 2 saat sonra öğle yemeği yiyeceğimiz restorana vardık ve yemek siparişini verdik, biraz dinlendik. 20 dakika daha yürüyüş yapıp subasar ormanının kenarından kanoya bindik.

Kano önce erkekleri götürdü, gidip kızları aldı ve kızları gezdirdi, biz erkekler başka bir kıyıya yürüdük. Kano bizi almaya geldi ve kızların yanına götürdü. Varış noktasında kano karaya yanaşamıyormuş iniş yerinde, bu bölgeyi suyun içinden yürüyerek aştık, deniz kenarına geçtik. Yani söz konusu körfezin dış cephesine. Alabildiğine okyanus, en yakın kara parçası Avustralya olmalı. İncecik un gibi kum kaplı, geniş ve uzun bir sahil var ancak hava hayli rüzgarlı olduğundan denize girmedik.

Dönüşte yine kano ulaşımı için 2 gruba ayrıldık, Romanyalı kızlar kısa yoldan götürüldü, biz 2 erkek ve eşim uzun, gezmeli parkurdan geçtik. Daha önce Zanzibar’da gittiğimiz subasar ormanından çok daha etkileyici, keyifli bir tur gerçekleştirdik. Günün en keyifli kısmı bu kano yolculuğu oldu, şahane bir manzaranın içerisinden geçtik, videoya göz atmanızı öneririm.

Saat 1 gibi öğle yemeği için restorana (Chez Helene) vardık, sabah sipariş ettiğimiz tavuk ve karidesler hazırlanmıştı, yanında pilav ve patates kızartması, üzerine de hindistan cevizi tatlısı ve muz. Afiyetle yedik, biraz soluklandık ve dönüşe geçtik. Dönüş yolu ciddi zorlayıcı oldu, sabah enerjik halde yürmüşüz ama dönüş yolu bitmek bilmedi. Rehber de yardımcı olmak, bizleri kollamak yerine yarışlardaki tavşan koşucu misali tempoyu artttırmak için çalışıyor gibiydi. Hava da sıcak olduğundan deli gibi terledik, otele vardığımızda 2 saatlik yürüyüşün son 83 dakikasını kardiyo çalışması olarak raporladı adım sayarlı akıllı telefonum. Gün boyu toplam 24000 adım attık.

Rehber yol boyu doğal yaşamdan da bahsetti, arada bitkileri de tanıttı ama turun bu kısmı pek birşey sunmadı. Subasar ormanları çok çok güzel, Madagaskar’da balayı programına dahil etmekte yarar var ancak bu kadar fazla yürüyüşle değil. Özel bir yürüyüş merakınız yoksa araççla gitmenizi öneririm.

La Crique’den Ayrılış

Amphaniny bay dönüşü otele varınca denize girdik, duş aldık. Sven, gün içinde şehir merkezine inmiş ve bizim ödemesini yaptığımız Sainte Marie katamaran biletlerimizi almıştı El Condor’dan. Biletleri alınca gördük ki tekne sabahın 3:30’unda hareket edecekmiş. “Bu kadar erkenini hiç görmemiştim” dedi Sven. İlerleyen saatlerde telefon geldi ve hareket saatinin 2:45’e çekildiği bildirildi, medcezir durumları.

Aklımız kalarak ayrıldık Madagaskar’da balayı yaptığımız La Crique’den. Dönüş yolculuğu, sanırım erken saatte yolculuk etmenin de etkisi ile vukuatsız geçti. Tekne yolculuğun bir kısmı Sainte marie adasına yakın sürüyor, ana ada olan Madagaskar’a geçiş Mahambo’nun hizasına varınca oluyor. Yani açık denizde geçen bölüm yolculuğun ikinci yarısına kalıyor (gelirken tem tersi idi). Bu sayede daha zorlayıcı bölüme deniz yolculuğuna alışmış giriliyor.

Bizim bir sonraki durağımız Pangalanes gölleri idi, doğayla kucaklaşma mekanları.

YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir